Zekât

Zekât  ( Arapça :  الزَّكاةٌ ), İslam’ın en büyük beş emrinden biridir. Kelime olarak; temizlik, artmak, bereketli olmak, iyi ve düzgün olmak anlamına gelir. Dinî anlamıyla ise;  nisap  miktarı zenginliğe sahip olan  Müslüman ‘ın  Allah ‘ın hakkı olanlara verilmesini emrettiği belli miktarda malı vermesidir. Veren kimseyi cimrilikten, kirlerinden ve günahlardan temizlediği ve malında berekete vesile olduğuna inanıldığı için, kelime manası ile dinî manası arasında bir bağ vardır.

Örfte, mecburi olmayan küçük bağışlar için kullanılan  sadaka  kelimesi ile farklı anlamlara gelmektedir.  Kur’an ‘da ve  hadiste  zekât ve sadaka açık biçimde birbirlerinden ayrılmıştır.

Zekât,  hicretin  ikinci yılında,  Ramazan  orucundan sonra farz kılındı,  İslam’ın beş şartından  birisidir. Kur’an-ı Kerim’de zekât kelimesi 18 surede 31 ayette geçmektedir.

“İman edip iyi işler yapan,  namaz  kılan ve zekât verenler varya, onların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.” mealindeki  Bakara Suresi , 277. ayetidir. Bu ayette beraber zikredilen namaz ve zekât kelimeleri Kur’an-ı Kerim’de aynı ifade ile birçok yerde daha tekrarlanmıştır.

Advertisements

Yazar: Ömer M.

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

Düşüncenizi belirtin