Zeigarnik etkisi

Zeigarnik etkisi; kişilerin tamamlanmamış veya bölünmüş-kesilmiş şeyleri, tamamlananlara göre daha kolaylıkla hatırladığını ifade eden psikolojik bir kavram.[1] Sovyet psikolog ve psikiyatr Bluma Zeigarnik tarafından bir restoranda yapılan gözlem sonucu bulunmuştur.[1] Zeigarnik, garsonların siparişleri sadece servis sırasında hatırladıklarını, servis tamamlandıktan sonra siparişi hafızalarından sildiklerini farkeder.[2] Konuyla ilgili çalışmalar ve deneyler yapar. Yaptığı çalışmalarla; bitirilmemiş, sonlandırılmamış işlerin, zihnimeşgul ettiği ve iş bitince, zihnin bu meşguliyetten kendini kurtardığı sonucuna ulaşır.

zeigarnik etkisi, ilk kez rus psikolog bluma zeigarnik tarafından keşfedilmiştir ve yarım kalmış, tamamlanmamış şeylerin daha kolay hatırlanabildiğini ortaya koyan bir kavramdır. ve bu etki bize, yarım kalmış aşklarımızı unutamayışımızı, yarıda bıraktığımız şeylerde sürekli aklımızın kalışını çok net açıklar aslında. ve “devam edecek” şeklinde en önemli yerinde yarıda bırakılan diziler, bu psikolojik etkinin en bariz örneklerinden sayılabilir.

1920’lerin ortalarında tamamı psikologlardan oluşan bir arkadaş grubu, berlin üniversitesi restoranına gider. grubun siparişlerini tek bir garson alır ancak siparişleri hiçbir şekilde kaydetmez. bu durum psikologlardan birisinin dikkatini çeker ve hatta restorana geri dönüp garsona bu kadar siparişi nasıl aklında tuttuğunu sormasına sebep olur. garsonun cevabıysa basittir; garson, siparişlerini aklına yazıp, yemekleri kişilere verdikten sonra aklından sildiğini söyler bu meraklı adama.

zeigarnik, zihnin bu faaliyeti ile ilgili çeşitli deneyler gerçekleştirir.bunlardan ilkinde zeigarnik, deneklerden, bir seans sırasında, birkaç kez, belli renkteki boncukları, onlara verilen sıraya göre dizmelerini ister. ama bu boncuk dizimi sırasında, denekleri engeller ve işlerini yarım bırakmalarını sağlar. aradan belli bir zaman geçtikten sonra deneklere, hangi dizimlerin akıllarında kaldığını sorar. ve deneklerin tamamının cevabı, kendilerine yarım bıraktırılan boncuk dizimleri olduğu yönündedir.

diğer deneyde ise yarım bıraktığı bazı işleri olan deneklerden, bir roman okumaları ve sonra da romandaki tüm detayları anlatmaları istenir. bunun sonucunda, deneklerin romana tam anlamıyla konsantre olamadıkları ve detayları yeteri kadar hatırlamadıkları görülür.

bir başka denek grubundan da aynı şey istenir ancak bu sefer durum biraz farklıdır. çünkü bu kez deneklere, yarım bıraktıkları o işleri tamamlamak konusunda plan yapmaları için izin verilmiştir. bunun sonucunda ise işlerini tamamlama konusunda plan yapabilen denekler, okudukları romana dair detayları; diğer denek grubuna göre daha iyi hatırlamıştır.

sonuçta, yeni bir işe daha rahat geçilebilmesi için, yarım bırakılan işin tamamlanması konusunda, zihnin bir baskısı olduğu ortaya çıkar.

 

Advertisements

Yazar: Ömer M.

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

Düşüncenizi belirtin