Yönetenlerin Yönetimi

‘Yönettikleri halkın menfaatlerini yeterince gözetmek, adalete uygun tutumlar takınmak, mülk ve memlekette sıhhatli bir hayatı gerçekleştirmek; bütün bunlarla ilgili gerekli tedbirleri sağlamca alabilmek için yönetimde terbiyeye oldukça önem verilmesi gerekmektedir’ (s. 25) .

‘Siyaset ve adaleti iyi olan başkanın başkanlığı devamlı olur. Bilinsin ki; terbiye, bir ülkenin idaresi hususunda devlet başkanında bulunması gereken dört özellikten biridir. Buna göre, terbiye, terbiyeye riayet olunmazsa politika ve idare çökme arızalan görülür’ (s. 23) .

‘İnsan vücudunun sıhhat ve sağlamlığı kan ve etin varlığı ile ayakta durduğu gibi olgunluğu da terbiye ile meydana gelir. Eğer terbiyeli bir kişiyi binlerce cahil ile karşı karşıya koyup tartsak yine de terbiyeli bir kişi bin cahilden üstün gelir’ (s. 25) .

‘Mirasın hayırlısı edep, dost ve arkadaşın hayırlısı güzel huy, kumandan ve yol göstericinin hayırlısı Allah’ın o kişiye iyilik yollarını açıp kötülük yollarını kapamakta yardımcı olması, ticaretin en faydalısı bütün gücüyle çalışmaktır. İnsan için akıldan çok mal, istişareden çok güvenilecek dal, bilgisizlikten daha şiddetli de fakirlik olamaz’ (s. 26) .

‘İnsanı vakar sahibi yapmayan ilim bir müddet sonra hakirlik ve küçüklük doğurur. Akıl ile kuvvet kazanmayan bilgi kişiyi hızla sapıklığa sürükler’ (s. 28) .

‘Allah’tan kork ki, hükmün altındakiler de senden korksunlar.. İdare altındakilerin şahsiyet ve kabiliyetlerini tanı. Geçici isteklerinin peşinde gitmekten vazgeçersen her işte doğruluk üzere hareket etmeyi ve her işi ehline vermeyi başarırsın’ (s. 29) .

‘Bilgisizlik bir binektir ki, her kim binerse sürçer, düşer, her kim yoldaş olursa sapıklık ülkesine ulaşır’ (s. 30) .

‘Devlet başkanları geçici isteklerinin peşinden koşmayı terk ederlerse adaletli icraata yönelirler. Devlet yönetiminde hata; geçici isteklere uymaktan, bir de kaprislere kapılmaktan doğar’ (s. 33) .

‘Memleket işlerinde nefsin faydasız isteklerine uymaktan daha zararlı bir şey yoktur. Gerçek meydana çıkıncaya kadar hiçbir işi küçümseme, önemsiz de görünse memleket işlerinde yine titiz davran. Takva sahiplerini, vicdanlarında Allah korkusu olan sorumluluk duygusuna sahip nezih ve temiz kişileri kendine yakın tut. Böyleleri ile sohbet et, görüşlerinden faydalan’ (s. 35) .

‘Su, ateşten kuvvetli olduğu için ateş üzerine dökülürse etki eder ve ateşi söndürür. Ama akıl sahipleri iyi bir çare arama ve tedbir sonunda suyu bir çömleğe doldurup ateşin üzerine koyarlarsa durum, yukarıdakinin aksine olur. Yani zayıf olan ateş kuvvetli olan suya tesir eder’ (s. 39) .

‘Su, her şeyden yumuşaktır. Böyle olduğu halde gayet kuvvetli bir kişi, akmakta olan bir suyu kesip engelleyemez. Ama acele etmeyerek, yumuşaklıkla ve soğukkanlılıkla çare düşünürse bir set yapıp suyun akmasına engel olur’ (s. 43) .

‘Ordusuz hükümdar olmaz. Malsız ordu olmaz. Tebaasız (millet fertleri olmadan) mal olmaz. Ve adalet olmadan da tebaa olmaz’ (s. 45)

‘Ey oğul, mertebeni mertebe sahipleriyle beraber kıl. Yani mertebe sahiplerinin yanında mertebelerin durumunu gözet. Mücahitlere, savaşçılara ve gazilere bahşişi ver, dindar ve takva sahiplerine güler yüz ve yakınlık göster. Ve senin işlerini görmekle uğraşan akıl sahibi devlet adamlarına ihsan eyle’ (s. 48) .

‘Hükümdar, adaletten uzaklaşırsa idaresi altındakiler de itaatten kaçar’ (s. 50)

‘Bu dünya bir bahçe gibidir, bahçenin duvarları devlettir. Devlet de bir vilayete benzer. O vilayetin bekçisi ve muhafızı dindir. Din de bir caddenin çeşitli sokaklara giden yollara benzer ki, bu yollar; hükümdarın dosdoğru gideceği yollardır. Devlet başkam; milletin çobanı yani; koruyucusu ve gözcüsüdür. Ordu, milletin korunmasında ona yardımcıdır. Orduya kefil maldır. Mal da millet fertlerinin toplumsal güven ve huzur içinde olması ile gerçekleşir. Millet de kendilerine adaletli davramınca devlet başkanlarına itaatli ve saygılı olurlar’ (s. 52) .

‘Her hizmet ve iş için o hizmette mahir, ona layık ve o görevin inceliklerine vakıf; güvenilir, anlayışlı ve dirayet sahibi kişileri seçip tayin etmek…’ (s. 54) .

‘İlim, elden tutup yol çekici; akıl, sürücü, sevk edici; nefis de sahibine itaati olmayan at gibidir. Böylece atın önünde çekicisi geriden de sürücüsü olmazsa serkeşlik eder ve yürümez. Sürücüsü olup önünde çekicisi olmazsa doğru gitmez, sağa-sola sapar. Geriden sürücüsü önden de çekicisi olunca at nasıl dosdoğru yürürse nefis de ancak önünden ilim çeker, arkasından da akıl sürücülük yaparsa doğru yola kavuşur’ (s. 55)

‘Ahmak insanın özellikleri; düşünmeden konuşur, acelecidir. İleriye sürdüğü görüşler zayıftır, isabetsizdir. Hiç bir sebep yokken küçük düşürücü karşılıklar vererek derecesini indirir, gereksiz tekrarlar yapar’ (s. 56)

Cömert olmayan devlet adamı ordusu ve komutaları olmayan hükümdar gibidir’ (s. 60)

‘Düşünürlerden biri geçmiş meliklerden birine demiş ki:

  1. Sözünde duramayacağın şeyi vaad etme.
  2. İnfaz ve icra edemeyeceğin tehdidi ortaya atma.
  3. İnişi zor olan yüksek yere kolayca çıktığın için gururlanma.
  4. Öğüt verene engel olma. Eğer engel olursan milletin işleri gizlilik perdesine bürünür, aslına eremezsin’ (s. 65) .

 

  • ‘Cesur ve bahadır olan devlet başkanının elinde bulunan kılıç bile onun için doğruluktan daha değerli sayılmaz’ (s. 66) .
  • ‘Demir, mıknatısa aşıktır. Devamlı olarak ona doğru koşar. Zafer de sabra aşıktır ve ona doğru devamlı olarak koşmaktadır’ (s. 70) .
  • ‘Suçluyu terbiye etmeye gücü yeten kişinin ona ceza vermesi çirkindir’ (s. 72) .
  • ‘Cehalet bir binektir, kim binerse alçalır, kim beraber giderse yolunu şaşırır’ (s. 90) .
  • ‘Cimrilik ağırbaşlılığı ve heybeti giderir’ (s. 93) .

 

Advertisements

Yazar: Ömer M.

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

Düşüncenizi belirtin