Saçlarını siyaha boyayanlar, cennet kokusu alamazlar mı?

Ramuz el-Ehadis’te geçen “Ahir zamanda bir kavim olacak ki, güvercin kursağı gibi (tüylerini) siyaha boyayacaklar. İşte bu kimseler Cennet kokusu koklayamazlar.” hadisinde neye dikkat çekilmiştir?
Saçlarını siyaha boyayanlar, cennet kokusunu alamayacaklar mı?
Bu yasak, kadın erkek bütün Müslümanlar için midir?
Ayrıca, genç veya yaşlı olmak fark eder mi?
Hadisi açıklar mısınız?

Değerli kardeşimiz,

Soruda geçen hadis şöyledir:

قَوْمٌ يَخْضِبُونَ بِهٰذَا السَّوَادِ اٰخِرَ الزَّمَانِ كَحَوَاصِلِ الْحَمَامِ لَا يَر۪يحُونَ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ

“Son zamanlarda (kıyamete yakın zamanlarda) güvercinlerin gerdanı gibi sakallarını siyaha boyayanlar çıkacaktır, onlar Cennet kokusunu alamayacaklardır.” (Nesai, Zinet, 15; Ebu Davud, Tereccül, 20; Müsned, 1/273)

Havsala, güvercinin kursağı, göğsü demektir. Genellikle siyah olur.

Hadis-i şerif, ağaran saç ve sakalını siyah boya ile boyayanların, değil cennete girmek, cennetin ko­kusunu bile alamayacaklarına delâlet etmektedir. Oysa cennetin kokusu beş yüzyıllık mesafeden hissedilebilir.

Mümin olarak ölen bir Müslümanın, günahkar da olsa, gecikmeli de ol­sa cennete gireceği bir gerçektir.

Durum böyle olunca, bu hadiste maksat, saçını sakalının boyayanların asla cennete giremeyecekleri değildir.

Bundan maksat, insanların bundan sakınmaları için bir tehdittir veya sa­çı sakalı siyaha boyamayı helal görenlerle ilgilidir.

Ayrıca maksadın, bu durum­da olanların daha cennete girmeden önce cennetin kokusunu alamamala­rı olması da muhtemeldir.

Alimlerin büyük çoğunluğu saçı sakalı siyaha boyamanın mekruh ol­duğu görüşündedir. İmam Nevevî; Gazali, Begavi ve Şafiilerden daha başka âlimlerin sözleri onun tenzihen mekruh olduğuna delâlet ettiğini, ancak doğrusunun onun haram olduğunu belirtir.

Hanefilere göre, zaruret olmadan, ağaran saçları siyaha boyamak tahrimen mekruhtur.

Bu hüküm, normal hâllerle ilgilidir. Ama savaşta düşmana karşı daha heybetli görünmek gibi maslahatın bulunduğu hallerde boyamak caizdir.

Bu kısa bilgiden sonra, konunun daha iyi anlaşılması için bazı bilgiler vermeyi uygun görüyoruz:

Peygamber Efendimiz aleyhissalatü vesselam zamanında ehl-i kitap, süslenmenin Allah’a kulluğa aykırı olduğunu düşünerek saç boyamaktan kaçınmışlardır. Allah Resûlü (asm), ashabına ehl-i kitaptan bağımsız ve müstakil bir yol çizmek istediğinden saç ve sakallarını boyamalarını istemiş ve şöyle buyurmuştur

 إِنَّ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى لَا يَصْبُغُونَ فَخَالِفُوهُمْ

“Yahudi ve Hıristiyanlar (saç ve sakallarını) boyamaz. Onlara muhalefet ediniz (de boyatınız).” (Müslim, Libas 80)

Ancak alimlerimiz, bu hadis-i şerifte geçen emrin vücup ifade etmeyip istihbab ifade edeceğini söylemiştir. Yani bu hadis gereğince saç veya sakal boyamak vacip değil müstehap görülmüştür.

Peygamber Efendimizin saç boyamayı güzel gördüğünü anlatan bir diğer hadis-i şerif de şu şekildedir:

“Saçlarına kına yakmış bir adam gelmiştir. Peygamber Efendimiz (asm): “Bu ne güzel!” buyurup takdir etti. Daha sonra kına ve ketem (saçları siyaha boyamada kullanılan bir bitki çeşidi) ile boyanmış biri geldi. “Bu evvelkinden de güzel!”buyurdu. Sonra saçlarını sarıya boyamış biri daha gelmişti ki: “Bu öbürlerinden de güzel!” buyurdu.” (Ebû Dâvud, Tereccül 19)

Saç boyamada kullanılan boyanın rengi de önemlidir. Mesela Peygamberimiz (asm), saçları siyaha boyamayı yasaklamıştır.

Nitekim Mekke fethi günü Ebu Bekir’in babası Ebu Kuhafe’yi getirdiler saç ve sakalları bembeyaz olmuştu. Bunu görünce Rasûlullah (asm) şöyle buyurdu: “Bu saç ve sakallarınızı bir şeylerle boyayın fakat siyah renkle boyamayın.” (Nesai, Zinet, 15; Ebû Davud, Tereccül, 18; İbn Mâce, Libas 33)

Bununla birlikte saçı beyaz olan kimsenin genç olması hâlinde saçlarını siyaha boyamasında bir sakınca görülmemiştir. Yani saçları siyaha boyamanın yasaklığının ihtiyarlar için söz konusu olduğu ifade edilmiştir. Çünkü ihtiyarların beyazlaşan saçlarını siyaha boyamalarında daha genç görünmek suretiyle başkalarını aldatma söz konusudur. Ancak gençler için böyle bir durum söz konusu değildir.

Saçı siyaha boyamanın caiz olduğu bir diğer durum da düşmanla cihad halidir. Düşmana karşı dinç ve heybetli görünmek için saçları siyaha boyamada bir mahzur görülmemiştir.

Peygamber Efendimiz (asm), saçları siyaha boyamayı yasaklamasına mukabil:

إِنَّ أَحْسَنَ مَا غُيِّرَ بِهِ هَذَا الشَّيْبُ الْحِنَّاءُ وَالْكَتَمُ

“Saçın beyazlığını değiştirmek için kullandığınız şeylerin en iyisi kına ve ketem bitkisidir.” (Ebû Dâvud, tereccül 18) buyurmak suretiyle kına ve ketem kullanmayı tavsiye etmiştir.

Buna göre saçları siyaha boyamak mekruh olmakla birlikte sarı veya kızıl renge boyamak müstehap görülmüştür.

Demek ki, saçları siyaha boyamak gençler için mekruh olmadığı gibi kadınlar için de mekruh değildir.

Ancak saçları açık kadınların saç boyamalarını farklı açıdan ele almak gerekir. Çünkü kadınların saç boyamalarının caiz olması, saçlarını sadece kocalarına veya mahremlerine göstermeleri durumunda geçerlidir. Yoksa kendilerine nikah düşen erkeklere karşı başı açık duran kadınlar öncelikle dinin kesin emri olan tesettürü terk ettiklerinden günaha girmiş olurlar.

Diğer yandan saç boyama bir yönüyle kadın için bir ziynet ve süstür. Halbuki fitneye sebebiyet vermemesi için kadının dışarıda tesettüre uygun giyinmesi, dikkat çekmemesi, koku sürünmemesi ve makyajdan uzak durması esastır.

Buna göre, başı açık bir kadının saçlarını boyaması ayrı bir günah ve israftır.

Saç boyamakla ilgili bir diğer husus da abdeste ve gusle engel olup olmamasıdır. Eğer kullanılan boya maddesi saç ve kafada bir tabaka oluşturuyor ve suyun altına geçmesine engel oluyorsa, kuru yer kalmış olacağından abdest ve gusül abdesti geçerli olmaz. Ancak kınada olduğu gibi suyun deriye temasına engel olmayan bir maddeyse saç boyamak abdest ve gusle engel olmaz.

Advertisements

Yazar: Ömer M.

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

Düşüncenizi belirtin