Otomatik Portakal / A Clockwork Orange

Otomatik Portakal, Anthony Burgess’in aynı adlı yapıtından uyarlanan 1971 yapımı 137 dk.’lık Amerikan filmi. Filmin yönetmeni Stanley Kubrick’tir.

Stanley Kubrick’in toplumsal bilimkurgu masalı  “A Clockwork Orange”,  sinema tarihinin en tartışmalı filmlerinden. Anthony Burgess’in 1959’da yayınlandığında, beğeni ve antipati karışımı tepkiler alan ve uzun süre filme çekilemeyeceğine inanılan romanından sinemaya uyarlanan film, İngiltere’de ilk gösterimindeki tepkilerden sonra apar topar vizyondan kaldırılmış ve tekrar gösterime girmek için 30 sene beklemek zorunda kalmıştı.

Bebek yüzlü, zeki suçlu Alex enerjisini pornografiden, Beethoven’dan ve lideri olduğu melon şapkalı, baştan aşağı beyaz giyimli  “Droogs”  çetesinden almaktadır. Rusça ile deforme bir İngiliz İngilizcesi karışımı farklı bir argo dil kullanan çete üyeleri, aşırı şiddet içeren saldırıları ile kentin huzurunu bozmaktadır.

Toplumun ikiyüzlülüğünün, çürüyüşünün ve sadizminin bu sert anlatımında, Alex’in yakalandıktan sonraki ceza günlerinde kendini gösteren kurumsallaşmış vahşilik, onu korkak bir kurbana dönüştüren rehabilitasyon süreci de en az Droogs’un işlediği suçlar kadar korkunç ve kışkırtıcıdır. Hapisten çıkmanın yolunu bulduğunu düşünen Alex, politikacıların seçim propagandası olarak kullandıkları deneysel bir terapiye gönüllü olur. Gözleri tümüyle açık kalacak şekilde bağlanmış olarak şiddet eğilimlerini bastıran ama temel insanlığını da elinden alan korkunç bir uygulamaya maruz bırakılır. Kötülük yapma kabiliyetinden yoksun bırakılan Alex, zayıf bir bireye dönüşür. Özgür dünyaya döndüğünde başına gelenler sinir bozucudur.

İnsan, kötüyü seçme yetisinden mahrum bırakılırsa ister istemez iyi olur mu? sorusunun cevabını arayan filmin aynı zamanda  Dolby’nin ilk kez kullanıldığı film olma özelliği de var.  Gösterime girdiği yıllarda yarattığı sansasyonun temelinde fiziksel şiddetten ziyade, ideolojik kaygılar yatmaktaydı.  Film, bunca hengameye rağmen 1972 Akademi Ödülleri’nde 4 dalda aday gösterilmekten de geri kalmamıştı.

Otomatik Portakal ‘ın orijinal ismi  “Clockwork Orange“,  İngilizce’ deki  “Queer as a  clockwork orange”  deyiminden geliyor. Görülebilecek en tuhaf  davranışları sergileyen ve başkaları tarafından yönlendirilen kişi anlamında kullanılan bir deyim bu.  Türkçe çevrimi  “Otomatik Portakal”  sanırım en başarılı film ismi çevirilerinden biridir.

Dünyaca ünlü film eleştirmeni Roger Ebert, Kubrick’i bu film ile sadist bir insanı kahramanlaştırmakla suçlar. İddiasını savunuşu da oldukça öğretici;

” Alex dışındaki her şey, yakındaki objelerin geniş açı lenslerle çekilmesiyle bozulmuş bir görüntüye sahipmiş gibi gösterilmiş ancak Alex çekilirken ya normal odaklı lensler kullanılmış, ya da Alex geniş açının tam ortasına konulmuş ki sadece o normal çıksın. Bu da genel olarak sadece Alex’in normal olduğu izlenimini veriyor seyirciye.”

Britanya’da endüstri sonrası bir şehirdeki, ahlaki değerlerin birbirine karıştığı, iyi ve kötünün ayırt edilemez hale geldiği bir toplumda, gençlerden oluşan bir çetenin insanlara uyguladıkları şiddeti ve Alex üzerinden insan doğası ve toplumsal değerlerin çatışmasını konu eder.

Bir holigan olan Alex ( Malcolm McDowell ) adlı gencin zaman geçirmek için üyesi olduğu sokak çetesi ile beraber işledikleri birçok suçtan sonra çete ile ayrılığa düşünce onlar tarafından ihbar edilmesini ve polis tarafından beyninin yıkanarak topluma kazandırılma metodu ve sonrasını anlatır.

Olayları büyük bir ifade gücü ile o günlerden bugune değişen dünya düzeni ve bu değişimin insanların üzerindeki farklı etkilerini, suça ve şiddete eğilimi ustaca yansıtmıştır.

Film ve bu filme ait öğeler yarattığı etki ile popüler kültürdeki yerini almıştır.

Advertisements

Yazar: Ömer M.

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

Düşüncenizi belirtin