Mantis karidesi

Mantis Karidesi veya diğer adıyla Peygamberdevesi Karidesi bir karides çeşidi.

Genelde 10 cm boyutlarında olup, 38 cm’ye kadar büyüdükleri gözlemlenmiştir. Bugüne kadar keşfedilmiş en uzun Peygamberdevesi Karidesinin boyutu 46.1 cm’dir. Bugüne kadar keşfedilmiş 450 kadar çeşidi bulunmaktadır. Gözlerinin görüş açısı ve reseptörleri, diğer canlılara oranla çok daha fazla gelişmiştir. Ön taraflarında bulunan iki adet kolu ile avlarını etkisiz hale getirmektedir. Kolları çok güçlüdür. Boyutuna oranla kollarının gücü, kendisini dünyanın en güçlü canlısı yapmaktadır. Laboratuvar veya akvaryumlarda muhafaza edildiğinde cam yapılar kullanılamamaktadır. Ön kollarıyla uyguladığı fiziksel darbe çok güçlü olduğundan, camdan yapıları çok rahatlıkla kırabilmektedir. Genelde plastikle kaplı ortamlarda muhafaza edilmektedirler. Pek çok yörenin yemek kültüründe de yerini almaktadır. Özellikle Japon mutfağında, sushi ile birlikte çokça tercih edilmektedir.

bu mahlukatı bilim adamları ilk keşfettiğinde, okyanusun dibinde ahtapot vb. hayvanları tokatlamakta imiş. şöyle buyrun: https://www.youtube.com/watch?v=vbsutdwiaws

bu hayvancığın boyutları 5 ila 25 cm. arasında değişmekte olup, keşfedilen 3 özelliğinden ilki, boyutlarına oranla çok güçlü bir yumruğa sahip olması. nasıl yani derseniz, eğer bu kuvvet insanlarda olsaydı, yumruk atarak 2 katlı bir evin yıkılmasına sebep olabilirdi insanoğlu.

bilim adamları bilimsel adını odontodactylus scyllarus olarak koymuşlar. ancak ilerleyen yıllarda görülmüş ki, olması gereken adı okyanusun çılgın çocuğu sedat imiş.

biraz daha bilgi için: https://tr.wikipedia.org/…/odontodactylus_scyllarus

mantis karidesleri, en kalın cam akvaryumlarda bile muhafaza edilemiyor. çünkü bu küçücük hayvancık vura vura camları kırıyor. muhafazası için esnek plastik akvaryumlar kullanılıyor.

ilk keşfedilen özelliği gücüydü. ilerleyen zamanlarda yapılan testlerde ise, hemen hemen %0 hata ile düşmanına saldırdığı tespit ediliyor. test ve araştırmalar devam ederken mantis karideslerinin ne kadar agresif olursa olsun, bazı düşmanlara hiç saldırmadığı, hatta görmezden geldiği görülüyor. araştırmayı yapan bilim adamları, konuyu “kaldıramayacağın taşın altına girmeyeceksin!” şeklinde yorumlayıp konuyu kapatıyorlar.

daha sonra bu uzaylıyı tekrar incelemeye alan bir üniversitenin görevlileri (burda yanlış kaynak vermek istemiyorum, nat geo belgeselinde izlemiştim ve belgeseli bulamıyorum ancak aklımda kalan singapur üniversitesi olduğuydu, türkçe kaynaklarda sadece http://www.ntv.com.tr/…bilir,ssm_zqhg-06zfo_m5trjnq şurda geçiyor ama araştırma konusu farklı.) mantis karidesinin dünyayı bizim gördüğümüzden çok çok farklı gördüğünü, mor ötesi, kızıl ötesi ve ultraviyole ışınları görebildiğini, hatta şöyle söyliyim, ” korkunun bile ” rengini görebildiğini öğreniyorlar. ve bu karidesin her düşmana saldırmama sebebi ise, gördüğü renk skalasında düşmanını yıpratacak zayıf bir noktası olmadığını farketmesi olarak kayıtlara geçiyor.

insan gözünün algılayabildiği renk konusuna fazla girmeyeceğim, verdiğim kaynaklarda yeterince var. kısaca değinmek gerekirse, insanların algıladığı renkler rgb (kırmızı, yeşil ve mavi) skalasındadır. dünyadaki tüm renkler bu 3 ana rengin kombinasyonlarıdır. ancak mantis karideslerinin görebildiği renkler için sansasyonel bir örnek vermek gerekirse, bu uzaylı asabi arkadaş, “bir tavşan osurduğunda çıkan rengi” dahi görebiliyor. bilim adamlarını da heyecanlandıran göz yapısı bu.

mantis karidesinin görüşünü sağlayan bir kamera oluşturulması durumunda, kanserin rengini görebilme ihtimalimiz var. bu ne demek? radyoaktif görüntüleme sistemleri yerine oldukça çevreci bir bakışla iç hastalıkların tespit edilmesi konusunda bir devrim demek.

mantis karidesi, 5 santimlik boyu ile yaklaşık 80 kg’lik vuruş gücüyle, insan gözünün görmediği trilyonlarca rengi tanıyabilmesi ile, bir umut ışığı. yakın tarihlerde araştırmalar sonuç verir mi bilmiyorum, ancak dünyada olup biten her hastalığın çaresinin doğada bir yerlerde gizli olduğuna inancımızı gittikçe arttırıyor, varlığıyla.

Advertisements

Yazar: Ömer M.

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

Düşüncenizi belirtin