Kabala

Kabbala (İbranice קַבָּלָה “alma”, Standard İbranice Qabbala, Tiberian İbranice Qabbālāh; muhtelif şekillerde yazılabilir; mesela: Cabala, Cabalah, Cabbala, Cabbalah, Kabala, Kabalah, Kabbala, Qabala, Qabalah, Kaballah, Kabbalah) “alma, kabul etme” anlamına gelen “qibbel” kökünden gelir.

Zohar’da şöyle geçer: “Kanunun (Torah) sadece basit deyişler ve masallar içerdiğini söyleyen insana yazıklar olsun. Eğer bu doğru olsaydı, zamanımızda bile daha saygın bir doktrin kitabı derlerdik. Oysa olay farklı, her kelimenin ilahi bir manası vardır ve semavi bir sırdır. Kanun insanların kabul etmeleri için bir beden olarak kelimelerden oluşmuş bir kılıf giymiştir, ancak bilge olanlar kılıfın, kıyafetin içine bakarlar.”

Kabala, kökeni kadim olan ezoterik bir akımdır, menşei meçhuldür. “Kimi onu Hz. Âdem, İbrahim veya Musa’ya indirilen ve emanet edilen bir öğreti olarak görür. Kimi de menşeini Mısır veya Keldani gizemlerinde arar. Kabala Mısır Hertmetizmi gibi evrensel öğeler taşımaktadır. Her zaman temelde sözlü bir gelenek olan Kabala, İbranicede sözcük anlamı olarak da “gelenek”, “alınan sözlü gelenek” veya “kabul edilmiş” karşılığını taşımaktadır.

Kabala öğretisine ve uygulamalarına inisiyasyon mutlaka bir yol göstericinin gözetim ve denetiminde gerçekleştirilmelidir. Gizemci bir öğreti olan Kabala’nın, özünde Tanrı’nın Musa’ya aktardığı “ilâhî vahiy” olan Torah’ın (Tevrat) yazılı olmayan gizli bilgilerini içerdiği ileri sürülmüştür. Kabala’nın insana doğrudan Tanrı’ya ulaşma yollarını sağladığı varsayılmıştır. Kabalistik fikirlerin İskenderiye felsefesi ve Gnostik inançlara ve Pitagorcu, Plâtoncu, Hint Brahmancı ve Budist fikirlerine benzerlik arz ettikleri kaydedilmiştir.”

Kabalanın bir kısmı halka açık, mecaz içermeyen, akılcı iken; diğeri ezoterik, alegorik ve mistiktir. Bilgi ve bilgelik akil olana özü itibarı ile verilirken, akil olmayan çoğunluk şekil ile yetinmektedir. Kabala, alma, kabul etme anlamına gelen mistik bir öğretidir. Ayrıca gelenek, görenek demektir. Sözlük anlamı olarak da “elden ele geçirilerek iletilendir”. Bu öğretiye göre Tanrı bütün kâinatı 10 Sefirot (Sayı) vasıtasıyla yaratmıştır. Sefira ya da Sefirot’un sayısı ondur. Sefirotların sayısı değişmez. 10 Sefirayı birbirine bağlayan 22 yol vardır. Bu 22 yol Eski İbrani Alfabesindeki 22 harfe denk düşer.

Kabalanın temel fikri insanın mevcut fiziksel enkarnasyonuna ve evrimine giderek yoğunlaşan tabakalardan geçerek indiğidir. Ritüeller, alıştırmalar ve meditasyonlarla yaratılışta ve uygulayanın bedeninde potansiyel olarak mevcut olan enerji “uyanabilir”, arınabilir ve yönlendirilebilir. Kabala bir kitap veya kitaplar toplamı değil “Evren’in görünür kargaşasını açıklamayı ve zıtlıklarını kolay anlaşılabilir bir kalıp haline getirmeyi amaçlayan bir doktrin”dir. Kabala’nın genel doktrinini, Evrenin bir bütün olduğu, belli bir düzene göre hareket ettiği, evrende görülen her şeyin Tanrı’nın bir parçası ve yeryüzündeki yansıması olduğu, insanın da evrenin ve dolayısıyla Tanrı’nın bir parçası olma sebebiyle adeta küçük evren sayılması gerektiği şeklinde özetlemek mümkündür. Bir din, bir inanış bir felsefe değildir, bir öğretidir.

Kabala, Rönesans döneminden başlayarak Hristiyan toplumunda da bazı düşünce akımlarının doğmasına yol açmıştır. Kabalanın menşei kadim çağların sislerinde kaybolmuştur. Kökenlerinin M.Ö. 515, İkinci Mabet döneminde bulunan İbrani hahamlara dek indiği konusunda epey kanıt bulunmaktadır. Öğreti erken dönemlerinde tamamen sözlü aktarılmaktaydı, bundan dolayı Kabala veya İbranice imla olarak QBLH kelimesi “QBL” kabul etmek, almak anlamına geliyor.

İsaac Myer şöyle der: “Tanrı dört açıdan görülebilir: Ebedi olan veya Ain Soph; Ben Benim (AHIH), Aheie; önceden, şimdiden ve sonra ezeli var olan IHVH, (Jehovah), (Yahweh) ve Adonai veya Efendi, Doğadaki Tanrı ALHIM, Elohim olarak.” Kabala’ya göre insan bütün eylemlerinde özgürdür ama kendisi açıklanamaz bir sırdır. Birliğin sırrı ise aşktır. Ayn Sof (Sonsuz varlık) gerçek birliktir, tüm hareketleri kapsar ve evreni aşar. Kabaladaki Ein Soph yani Saf bilgi (Sophia) da olabilir. Kabala öğretisinde Tanrı’nın 72 isminin meditatif bir şekilde okunmasının veya zikredilmesinin de özel açılımlar sağladığı, beyindeki bazı merkezleri etkilediği öne sürülmektedir.

Kabala mistisizmi monoteistiktir. Evrenin ve insanın, tek bir Yüce Tanrı’nın tedrici zuhurat ve yansımalarından oluşmuş olduğu görüşüne dayanır. Kabbala mistisizminde, evrenden insana kadar her türlü yaradılış ve düzen, Kozmik Ağaç ve Sefirot modeli ile açıklanarak yorumlanmaya çalışılır.

Kabalanın başlıca ilkelerinden biri de, ruhsal bilgeliğin On Sayı ve Yirmi İki Harften oluşan Otuz İki Yoldan elde edildiğidir. Fransız yazar Court de Gebelin tarottaki arkana majör kartlarını Kadim Mısırdan kaynaklanan mistik semboller olarak kabul etmiştir.

Protagoras şöyle diyor: “İnsan her şeyin ölçüsüdür.” Kabala gibi Hermetik öğretinin simgesel yöntemi dil ile bütünleştirilmiştir. Yirmi iki harften oluşan Mısır alfabesinin her harfi, bir sırrın simgesi olarak kodlanmıştır. Ayrıca bu öğretide de her harf bir sayıya karşılık gelir. Bu yöntem daha sonra Kabala ve Zohar’da ve İslam tasavvufunda Ebced ve Hurufilik’te kullanılmıştır.

Ünlü “Sefer ha-Zohar” (Görkemin Kitabı) ilk olarak İspanya’da ortaya çıkmıştır. Genel olarak, yaratılışın gizemini ve Sefiraların işlevlerini anlatan Zohar ruh, kötülük ve yaratılış gibi konularda gizemci kavramlar geliştirmektedir. Çoğunluğu Aramice olan ve XIII. yüz yılda yazılmış olan bu kitap, ezoterik Kabala’nın klâsik metni olarak değerlendirilmektedir. Zohar, yedi ayrı bölümden oluşmaktadır. İbranicede ZHR veya ZUHR olarak yazılan “Zohar” veya” Sohar” olarak bilenen “İhtişam Kitabı” veya “Işık Kitabı”, Tanrı, melekler, ruhlar ve kozmoloji konularını içeren birçok farklı metinin derlenmesinden meydana gelmiştir.

Ginsburg şöyle der: “Teorik Kabalanın büyük doktrinleri esas olarak şu sorunları çözmeye tasarlanmıştır: İlahi Varlığın özelliği; evren ve dünyamızın yaratılışı; melek ve insanların yaratılışı; dünyanın ve insanın mukadderatı ve İfşa edilen Kanunun içeriği.

Kabalist der ki: “Madde sadece tecellinin tortusudur, ancak varlığı yokluktan sadece biraz daha yüksektir.” Kabala’da Evrene “Tanrının Giysisi” denilir. Bu alt dünya İlahi Dünyanın suretidir, her şeyin yukarıda aslı vardır. Yani Kabala’ya göre de “Yukarısı aşağısı gibidir.” Zohar’da şöyle geçer: “İnsan Yaratılışın son Kelimesiydi, bütün biçimlerin tekrarıydı, dolayısıyla vasıflarından dolayı melekleri aşıyordu. İlk insanın eti, fiziksel kılıfı, bedeni yoktu. Adam ve Havva sadece seyyal bir kılıfla giyinmişlerdi ve iştah veya ihtiraslara tabi değillerdi. Dünyaya inişlerinden önce, erkek ve kadın androjen, tek bir vücuttaydılar, enkarne olduklarında cinsiyetlere ayrıldılar. İlk insan çifti ilk emre karşı itaatsiz davrandı, günah işlediler sonuçta maddeye tam olarak indiler. Tanrı onlara “deriden kıyafetler” yaptı. Onlara fiziksel bedenler verdi ve bunlarla yemek ihtiyaçları ve bir dizi yeni fiziksel bedenleri üretecek ihtiraslar doğdu.” “İnsan Tanrının yeryüzünde suretidir.

Kabala, egoların ruh pınarından geldiklerini, deneyim ve mükemmelliğe ulaşılıncaya dek tekrar ve tekrar reenkarnasyon geçirdiklerini ve nihai olarak İlahi Kaynağa geri döndüklerini öğretir.

Kabalistler insanın iki yoldaşı veya rehberi olduğunu aktarır. Biri sağında yer alır ve iyi işleri teşvik eden etzer ha Tob’dur, o daha yüksek Sephiroth’tandır. Diğeri ise solunda yer alıp Samael ve Canavarın ajanı olarak şer cazibeleri, zevk, arzu ve ihtirasları teşvik eden Yetzer ha Ra’dır. “Kabalaya göre; biz halen her şeyi ancak koyu bir filtreden görebiliyoruz ve Tanrı ile yüz yüze gelmeyi ve hakikati olduğu gibi tanımayı ummadan daha çok ilerlememiz gereklidir. Kademe kademe ilerlemek gerekir. Yüksek ergiye her hangi bir kolay veya kestirme yol yoktur. Kabala’da yorulmadan, yılmadan çaba göstermek ve temiz bir yaşam hayati değer taşır.”

Blavatsky, kadim dinlerdeki gerçek kadim kutsal metinlerinin yedi düşünce düzeyinde açıklamaya tabi olduklarını söyler. Kişinin bilinç ve bilgi düzeyi, bulunduğu gelişim basamağı; okuduğundan çıkaracağı sonucu belirler. Kabala’ya göre; bütün ruhlar, cisimler Tanrının tek olan varlığından doğmuştur. Eşyada çokluk olmasına rağmen değişmeyen bir tek varlık vardır ki ona da Sefirot adı verilmektedir. Tanrı birdir. Bütün varlıklar ondan doğmuştur. Onun varlığında anlayış, hikmet meydana gelmiştir. Hikmet baba, anlayış ise anadır. Bunlardan oğul olarak ilim doğmuştur. Akıldan azamet ile kudret meydana gelmiştir. Tanrı bunların birincisiyle hayatı doğurur, ikincisiyle onu yok eder.

Kabala öğretisinde “aydınlanmış insan” kavramı hedeftir, aydınlanan birey, insanlığı da aydınlatacaktır… Kabala şöyle diyor: “Asla ve bu asla demektir, suçu ve sorumluluğu diğer insanlara ve harici olaylara atma!”

“Tanrı kıyafet değiştirerek dolaşır…” Antik bir İbrani atasözü

Dört bin yıl önce Sefer Yetira (Yaratılış Kitabı) kitabını yazan Resul İbrahim ile başlayarak, Kabala hakkında birçok kitap yazılmıştır. Bir sonraki önemli kitap, M.S. ikinci yüzyılda yazılmış olan Zohar Kitabı dır. Zohar’ı, ünlü 16. Yüzyıl Kabalisti Ari’nin çalışmaları takip eder. Ve yirminci yüzyıl, Kabalist Yehuda Aşlag’ın çalışmalarının ortaya çıkışını görmüştür.

Başlıca Kabala kaynakları şunlardır: – Zohar Kitabı  – Ari’nin yazıları  – Rabbi Yehuda Aşlag’ın yazıları

Advertisements

Yazar: Ömer M.

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

Düşüncenizi belirtin