İslamda Kadının Kocasına Karşı Cinsel Açıdan Vazifesi

İslamda kadın kocasına karşı cinsel açıdan sorumlumudur?Kadının kocasına cinsel açıdan karılık vermesi şartmıdır?Kocasının cinsel ihtiyaçlarına karşı gelmek günahmıdır?kadın cinsel açıdan kocasını reddetme hakkına sahipmidir?

İslam dininde her ferdin kendine,ailesine ve çevresine karşı sorumlulukları ve vazifeleri vardır.Her müslüman bu vazifeleri yerine getirmekle mükelleftir.İslam dini kadınada eşine karşı baz sorumluluklar yüklemiştir ki buda eşinin cinsel isteklerine karşılık vererek onu haramdan koruması ve ve dolayısıyla kendisininde haramdan kaçınmasıdır.

İslamda kadının hastalık gibi sıhhî, âdet ve lohusalık hali gibi dinî bir özrü olmaksızın, kocasının cinsel arzularına karşılık vermesi vaciptir.aksi taktirde günahkar olur.

Cinsel hayat, evlilik hayatının temeli ve yaşatıcı sebebi olduğu için, özellikle kadının cinsel görevini yapmaması, yapsa da sık sık engeller çıkarması açık bir zulüm; kesin bir haramdır.

Bu haramı delillendiren hadisleri sunmadan önce, kadının özellikle cinsellik bakımından kocası karşısındaki durumunu açıklayan hadislere yer vermekte fayda görüyoruz.

Sahâbi Huseyn b. Muhsan, anlatıyor. Teyzem bana şöyle dedi:
Bir iş için Allah’ın Resûlü’ne geldim.

– Ey kadıncağız! Kocan var mı? buyurdu. Ben de:

– Evet (var) dedim. (Daha sonra aramızda şu konuşma geçti).

– Kocanla aran nasıl?

– Âciz kaldığım hizmetleri dışında bütün gücümü kullanarak ona karşı vazifelerimi yerine getirmeye çalışıyorum (Yâ Resûlallah!)

-Kocanla ilişkilerini iyice bir gözden geçir bakalım. Zira o senin Cennet’in ve Cehennem’indir.2

Bu hadisden açıkça anlaşılmaktadır ki koca, mü’min kadının Cennet’e veya Cehennem’e girmesinin ana sebeplerindendir.

Kadının kocasını Cennet’e girmeye aracı kılabilmesi için yapması gereken görevlerinden biri ve başlıcası, onun cinsel arzularına saygı duymasıdır.

Bu gerçeği Allah’ın Resûlü şöyle açıklıyor:

Size Cennet’lik kadınlarınızı tanıtayım mı?
Onlar, kocalarına zulmettikleri veya kocaları tarafından bir haksızlığa uğratıldıkları zaman (bile kadınlık bilinciyle) kocalarına karşı:

-Seni hoşnut etmedikçe uyumayacağım diyebilen, kocalarına düşkün, doğurgan kadınlardır.3

Kocayı hoşnut etmeden uyumamayı Allah’ın Resûlü bir diğer hadislerinde “nefsi kocaya sunmadan uyumamak” olarak açıklamışlardır.4

Allah’ın Resûlü’nün bir hadislerine göre zikreden dil ve şükreden kalbin yanısıra sâhip olunabilecek üç büyük nimetten biri olan Müslüman kadının, cinsel bakımdan koca karşısındaki durumu budur.

Biz özenle seçip, özellikle sunduğumuz bu hadislerle Cennet’lik kadın olabilmek için kocanın cinsel arzularını önemsemenin yeter olduğunu ifade etmek istemiyoruz. Yalnızca cinsel bakımdan kocaya önem vermenin gerekliliğini açıklamaya çalışıyoruz.

Allah’a kulluğun gereği olarak ahlâkî değerleri ve kadınsı özellikleriyle kocasını mutlu etmeye çalışması gereken kadının, sebebsiz olarak kocasına kaşı cinsel direnişe geçmesi, onun arzularını basite alıp çiğnemeye kalkışması, onaylamadığı ilişkiyi tecavüz olarak nitelemesi, elbetteki büyük bir suç, azîm bir günahdır.

Şimdi bu suçluluğu-günahlılığı belgeleyen hadisleri sunalım.

• Kadının cinsel görevden kaçınmasını yasaklayan hadisler

“Kişi cinsel ilişkide bulunmak için karısını davet ettiği zaman, karısı ocak başında yemek pişirir olsa da kocasına icâbet etsin.”5
“…Canımın kudreti altında bulunduğu Allah’a yemin ederim ki kocasının (kocalık) hakkını ödemedikçe kadın Rabbinin hakkını ödemiş olamaz…”6
(Cinsel ilişkide bulunmak için) Kişi karısını yatağına çağırdığı zaman, (tıbbî veya dinî bir mazereti olmaksızın) kadın gelmekten kaçınır, kocası da bu sebeble ona kırgın ve kızgın olarak gecelerse, melekler sabaha kadar o kadının Allah’ın öfkesine uğramasını dilerler.7
“Dönünceye kadar sahibinden kaçan esirin (kölenin),kendisini istemeyenlere imamlık yapan kişinin ve bir de kendisine kırgınlığı ve kızgınlığı devam edip dururken kocasının cinsel arzularına karşı direten kadının…
Bu üç zümrenin namazı kulaklarını aşmaz; (Allah katına yükselip kabul olunmaz.)”8

Yukarıda sunduğumuz hadislerden açıkça anlaşılacağı üzere karısının cinselliğinden yararlanmak, kocanın en tabîi hakkıdır. Bu hakkını kullanmasına yardımcı olmak da kadının en tabîî görevidir. Dinî ve tıbbî bir mazereti olmaksızın nedensiz olarak bu görevini yerine getirmeyen kadın; hem suçlu, hem de günahkârdır.9

Kadınlık görevinden kaçınan kadın suçludur!
Suçludur. Çünkü aile hayatının temeli ve nafaka almasının sebebi olan cinsel görevlerini yerine getirmeyerek, kocasının hakkına tecavüz etmektedir.

Bu tecâvüz bir suçtur. Suç olduğu içindir ki ceza gerekir. Aile mahremiyetini korumak için tazîr şeklindeki bu tür cezayı vermek ve uygulamak hakkı kocaya verildiğinden, koca flört ve zina yapan, kadınlık görevini yapmayan, üstelik saldırganlaşan karısını boşayabilir, terbiye etmek amacıyla yaralamayacak şekilde fiziksel etkiye maruz bırakabilir. Hiç şüphesiz bu bir görev olmayıp, yalnızca kullanılabilir bir izindir. Ayrıca kadına uyarı niteliğinde önce öğüt verilmesi, sonuç alınamaması halinde ise bir süre ev içinde cinsel yönden yalnızlığa itilmesi gerekir. İslâm hukukçularının büyük çoğunluğuna göre öğüt veremeyen ve arzularını dizginleyerek, yalnızlığa itemeyen kocanın dövmek hakkı yoktur. 10

Öğüt dinlemeyen ve ilgisizlikten etkilenmeyen görevini yapmaz kadın; yüzü, karnı ve üreme organına vurulmaksızın ve morartılmaksızın fiziksel etkiye uğratılmasından ötürü kocası aleyhine dava da açamaz. Çünkü koca yetkisini kullanmıştır.11

“Kişi karısını dövmesinden ötürü soruşturmaya marûz bırakılamaz”12 anlamındaki hadis bu tür dövülmeyi içine almaktadır.

“Allah’ın kadın kullarını dövmeyiniz” şeklindeki öğüt ve emir vermiş bulunmasına ve hayata boyunca hiçbir sebeble, hiçbir eşini dövmemiş olmasına rağmen Allah’ın Resûlü, cinsel nitelikli haklı gerekçelerle eşlerini döven sahâbileri onaylamamakla birlikte, kınamamıştır.

Aşağıda sunacağımız hadis bu husûsa açıklık getirici vasıftadır.

Ebu Saîd (r.a.) anlatıyor.
Bizler yanında bulunuyorken Allah’ın Resûlü’ne bir kadın geldi ve şöylece şikâyette bulundu:

– (Yâ Resûlallah!) Kocam Safvan b. Muattel namaz kıldığım zaman beni dövüyor. Oruç tuttuğum zaman orucumu bozduruyor. Sabah namazını da güneş doğduktan sonra kılıyor.

Allah’ın Resûlü huzûrunda bulunan Safvan’a karısının şikâyetlerine ne diyeceğini sordu. (Sorunca da) Safvan şöylece konuştu:

– Karımın “namaz kıldığım zaman beni dövüyor” demesi doğrudur. Ancak bir namazda iki (uzun) sûre okuyor, ben de onun böyle iki uzun sûre okumasını men ettim. (Ama söz geçiremedim).

Allah’ın Resûlü, Safvan’ın bu açıklaması üzerine şöyle buyurdu:

-Evet (okunan) bir (kısa) sûre de olsa namaz kılan her bir kişi için kâfi gelirdi.

Safvan cevablandırmaya devam ederek şöyle dedi:

– “Oruç tuttuğum zaman orucumu bozduruyor” şeklindeki şikâyeti de gerçektir.

(Yâ Resûlallah! Karım) Nâfile oruçlara devam edip gidiyor. Ben ise genç bir adamım, (üstelik gece çalışıyorum) sabredemiyorum.

Safvan’ın bu sözleri üzerine Allah’ın Resûlü şöyle buyurdu:

– Kadın ancak kocası ile anlaşarak (nafile) oruç tutabilir.

– (Ya Resûlallah! Karımın) “Sabah namazını güneş doğduktan sonra kılıyor” şeklindeki şikâyetine gelince…

Ben sanâatkârım. Yaptığımız iş de geceleri yapılageliyor. (Geç yattığımız için de) neredeyse hemen hemen güneş doğmadan uyanamıyorum…

Safvan’ın bu beyanı üzerine ise Allah’ın Resûlü şöyle buyurdu:

-Ya Safvan! Uyandığın zaman sabah namazını hemen kıl.13

Bu hadis, eşinin arzulu bekleşiyini bildiği halde namazını uzatıp duran ve kocası gece çalıştığı için gündüz arzulanacağı bilincinde olduğu halde oruca kalkan kadının mazur görülemeyeceğini göstermektedir. Ayrıca bu hadis, namaz ve oruç gibi ibâdetlerin, eşe ve işverene karşı görevlerin yapılmasına mani olmaması gereğine de işaret buyurmaktadır.

Kadınlık görevinden kaçınan kadın günahkârdır
Kocası arzuladığı zaman kadınlık görevlerini yerine getirmeyen kadın suçlu olduğu gibi, günahkârdır da. Çünkü o, kocaya meşru arzularında itâati emreden Allah’a ve O’nun Resûlü’ne karşı gelmekte, böylece haram işlemektedir.

Bunun içindir ki meleklerin bedduâsına uğramakta ve Allah’ın öfkesine marûz kalmaktadır.

Burada yeri gelmişken ifade edelim. Kadının kocasının arzularına değil karşı çıkması, -geldim, geliyorum, geleceğim- diyerek ertelemesi bile haramdır. Bu gibi davranışlar da kadını ilâhî la’net gölgesi altına sokar. Aşağıda sunacağımız hadis, bu gerçeği açıklamaktadır.

Allah’ın Resûlü:
-Allah erteleyen kadına la’net etsin, buyurdu ve erteleyen kadını, -geldim, geleceğim- diyerek kocasını oyalayan kadın olarak tarif etti.

“Erteleyen kadınlar kimlerdir Ey Allah’ın Peygamberi?” şeklinde bir soru üzerine Allah’ın Resûlü (sav) erteleyen kadınları şöylece de tarif buyurdu:

“Erteleyen kadınlar, kocaları tarafından arzulanıp istenen, fakat kocaları uyuyuncaya kadar onları bekletip oyalayanlardır.”14

Kadınlık görevlerini yapamayan kadın mazûr olabilir mi?
Kocasına karşı kadınlık görevlerini yapmak istemeyen kadının hem suçlu hem de günahkâr olacağına dâir yukarıda yaptığımız açıklamalar, bizi bir gerçeğin açıklamasına daha götürmektedir.

Genel olarak her kadının üstesinden gelebileceği kadınlık görevlerini îmanlı bir gönülle ve içtenlikle yapmak istemesine rağmen, ardı arkası kesilmeyen koca arzularına güç yetiremeyen kadın da suçlu ve günahkâr olur mu? Hiç şüphesiz hayır. Böyle bir kadının Allah katnda mazur olacağı muhakkakdır. Çünkü Allah, güç yetirilemeyenleri teklif etmez. Teklif etmeyecekleri için de sorumlu tutmaz.

Bu durumda kadını bunaltma gereği yoktur.

Yapılabilecek tek iş, sabırdır veya toplum şartlarının gerektirdiği ölçüler içinde ve İslâma göre de meşrû olacak şekilde gerekeni yapmaktır.

“Kadının Cinsel Görevinden Kaçınması” şeklindeki cinsel haram üzerindeki incelememizi bitirirken, feministler yanısıra her düşünürün ilgi duyacağı bir husûsu sualleştirip cevaplandırarak açıklayalım.

Kadının kocasının arzularına anında icâbet etmek mecburiyeti, bir mağdûriyet olarak değerlendirilemez mi?

Ailenin huzûru ve toplum ahlâkının korunması için kadına yüklenen bu görevin, onun mağdûriyeti anlamına gelemeyeceği açıktır. Eğer bu durum bir mağduriyet olarak değerlendirilirse, arzuları karşılanmadığı için tedirgin edilen, moral gücü zaafa uğratılan ve zinaya itilen erkeğin mağdûriyetini de kabul etmek lâzımdır.

Aslında ortada üzerinde durulacak bir mağdûriyet de yoktur. Çünkü insan her an cinsel ilişkide bulunabilen bir varlıktır. Bu sebeple tatlı sözlerle iltifat gören, gereğince ve arzuyla sevilen kadının, kocasının arzularına karşılık verirken mağdûr olacağı ileri sürülemez.

Cinsel ilişkiye başlama zamanının onayı alınmaksızın iradesi dışında belirlenmesinin bazı kadınlarda iç burukluğuna sebeb olacağı düşünülebilir. Ancak unutmamak lâzımdır ki ısrarla arzulanma ve sevilmenin onuru, bu burukluğu giderecek güçtedir. Kaldı ki ilişki için eşinin arzulu zamanlarını gözetmesi, Müslüman erkeğin dindarlık gereğidir.

1 Bakara 279.

2 Sırasıyla bkz. C. Sağir 2/94, 2/201.

1 Nûr 15.

2 Müsned 4/341.

3 Et-Metâlibül-Âliyetü Hn. 1577.

4 a.g.e. Hn. 1558. Bu ve benzeri hadîslerin asıl amacı, kocanın cinsel arzularını karşılamanın önemini vurgulamaktır.

5 Et-Tac 2/314.

6 İ. Mâce K. Nikâh b. 4 (Hn. 1853).

Bu ve benzeri hadislerin amacı kocanın cinsel arzularını karşılamanın önemini vurgulamaktır.

7 M.S. Müslim Hn. 830, C. Sağîr 1/25.

8 Tirmizî K. Salât, B. 266.

10 Nisa Sûresi’nin 34. âyeti yanısıra bak. Et-Teşrîûl-Cinai’l-İslâmî 1/524-5.

11 Kadınlık görevini yapmadığı için, açıklanan şartlar içinde karısını dövebilecek koca, bu hakkını ilişkiye zorlamak için kullanmamalı, terbiye etmek amacını gütmelidir. Zira dövülerek ilişkiye zorlanacak kadının tatmine erdirici bir eş olmayacağı açıktır.

Bunun içindir ki Allah’ın Resûlü bizleri şöylece uyarmıştır:

“Hiçbiriniz günün sonunda ilişkiye gireceği karısını câriyesini döver gibi dövmeye kalkmasın.”

Hadis için bak. Buhâri 6/153.

12 S. Ebû Davûd K. Nikâh B. 43 (Hn. 2147). Hadis senedi yönüyle eleştirenlere göre dövme soruşturmaya uğratabilir..

13 M. Mesâbih Hn. 3269.

14 M. Zevâid 4/296, El-Metâlibül âliyetü 2/26-7.

15 İslâm bilginleri şu görüş çerçevesinde birleşmektedirler: Karısının ilişkiye arzulu zamanlarını gözeterek onu diğer bir erkeğe eğilimden korumak kocanın görevidir.

Bak. Kurtubî Bakara 228 (3/124), Feyzûl-Kadîr 1/100.

16 İ. Arabî Ahkâmül-Kur’ân 1/178, Kurtubî 3/106, Revâiül-Beyan 1/313.

17 Seyyid Sabık Fikhüs-Sünneti Cüz 7 sh. 122.

18 M. Zevâid 4/30

19 Mâide 8, Nisâ 129.

20 Buharî 6/153.

21 Bak. R. Sâlihin B. Tevbeti Hn. 9.

About these ads

Yazar: Ömer M.

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

Düşüncenizi belirtin