Hazreti Ebû Bekir’in kararlılığı

Hz. Ebû Bekir, kaynaklarda gayet halim-selim, son derece yumuşak huylu, şefkatli ve alçak gönüllü olarak tasvir edilir. Müslümanların ittifakıyla devletin en yüksek makamı olan hilâfete seçilmiş olmasına rağmen, halka yaptığı ilk konuşmasında “En iyiniz olmadığım halde sizin başkanınız olarak seçilmiş bulunuyorum” ifadesini kullanması, onun tevazuunun boyutlarını ortaya koyar.   Aynı konuşmada geçen “Yanlış hareket ve davranışta bulunursam bana doğru yolu gösteriniz” ifadesi de alçak gönüllülüğün ve yönetimde şeffaflığın bir başka yansımasıdır. (İbn Hişam, IV, 331)

İnsanî ilişkilerinde mütevazı tavrıyla öne çıkan Hz. Ebû Bekir, vazife ve sorumluluk hususunda ise son derece ciddi ve kararlı bir tutum sergilemiştir. Dolayısıyla din ve devlet işlerinde onun bir ihmâline, hatta tereddüdüne tesadüf etmek mümkün olmaz. Halîfe, gerek doğrudan şahsî kanaati, gerekse ashâbın önde gelenleriyle yaptığı istişareden sonra olsun, herhangi bir konuda belli bir karara vardığında bunu cesaretle uygulamıştır.

Hz. Ebû Bekir’in idaredeki kararlılığını Üsâme ordusunun harekete geçirilmesi ve ridde savaşlarındaki tutumunda açıkça görmek mümkündür: Yukarıda anlatıldığı gibi Üsâme ordusunu göndermekten vazgeçmesini isteyenlere Hz. Ebû Bekir, “Arslanların gelip beni kapacaklarını bilsem, şehirde benden başka kimse kalmasa da orduyu göndereceğim. Zira Üsâme’nin gitmesini bizzat Resûlullâh emretmişti” diyerek yapılan teklifi kesin bir şekilde geri çevirdi. (Vâkıdî, s. 51).

Hz. Ebû Bekir, Üsâme ordusunun harekete geçirilmesindeki sebat ve kararlılığını ridde hadiseleri esnasında da göstermiştir. İrtidat edenlerin bir kısmı İslâm’a bağlı kalacaklarını, buna karşılık zekât vermeyeceklerini Medine’ye bildirdiklerinde Hz. Ömer başta olmak üzere ashâbtan bazıları bu gibi gruplardan belli bir süre zekât alınmaması teklifinde bulundular. Ancak halîfe onlara şu tarihî cevabı verdi: “Allah’a yemin ederim ki, namaz ile zekâtın arasını ayıranlara karşı savaşacağım. Çünkü zekât malın hakkıdır. Onlar Resûlullâh’a verdikleri zekât hayvanının başına bağlanan ipi dahi bana vermekten çekinirlerse, yine onlarla savaşırım”. (Vâkıdî, s. 52).

Advertisements

Yazar: Ömer M.

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

Düşüncenizi belirtin