GİRİŞİMCİLİK VE İNOVASYON

Emek, doğa ve sermayeyi bir araya getirerek insanların ihtiyaçlarını giderecek sorunlarını çözecek ürün/hizmet ve toplumsal fayda üretmeyi amaçlayan girişimci bu farklılıkları biraraya getirerek farklı bir sonuç elde etmeyi düşünür. Günümüzde bir araya getirdiği ve piyasaya sürdüğü şeylerdeki farklılıklar daha da önem kazanmaya başlamıştır. Merak, sezgi ve hayallerden başlayarak yaratıcılık, yenilik ve inovasyonun sonuçlanmasına kadar tamamen insan olarak kendisinin yaşayacağı ve yapacağı uzun bir süreç her zaman girişimciyi var eden şeydir. Böyle bir süreç yaşanmazsa onun girişimciliği sürdürülebilir değildir. Bunu yapabilenler girişimci olabilmekte ve devam edebilmektedirler. Hangi tür girişimcilikte olursa olsun inovasyon bu işin kalbidir. Hatta inovasyonun da bir üretim faktörü olması gerektiği konusunda akademik tartışmalar artmaya başlamıştır. Yine günümüzde çok dillendirilen yeni ekonomi, yeni nesil girişimcilik ve yenilikçi işletme gibi kavramların temelinde inovasyon vardır. İnovasyon, liderler, CEO’lar ve yöneticilerin uyguladıkları yönetim stratejilerinin başında yer almaktadır. Başarılı ülke, devlet ve hükümet yöneticileri, çeşitli toplum liderleri başarılarını inovasyona borçludurlar. Geçmişte ve günümüzde öne çıkan liderlere bakıldığında hiçbirinin birbirini taklit etmediği görülmektedir. Zaten taklitten liderlik doğmaz. Aynı şey başarılı işletme yöneticileri ve girişimciler için de söylenebilir. Yeni nesil girişimciler inovasyon yapan girişimcilerdir. Taklitçilikle girişimciliğin uzun süre yaşaması mümkün değildir. Günümüzün rekabetçi ortamı inovasyonu zorunlu kılmaktadır. Tersinden düşünürsek rekabetçilik yoksa inovasyon da azalmaktadır.

Kapitalist sistemin belirleyicisi olan rekabet inovasyonu da tetiklemektedir. Globalleşmeyle birlikte yayılan ve yoğunluğu artan rekabetçi ekonomi, karşısında başka ekonomilerde yaşama şansı bırakmadığı için tek kutuplu sistem olarak dünyaya liderliğini ilan etmiş gibi görünmektedir. Bundan da güçlü çıkmak için ya rekabet üstü kalmak ya da farklılık yaparak rekabette galip gelmek gerekir. Her durumda kullanılacak şey inovasyondur. Bu iklimde piyasaya çıkacak yeni nesil girişimciler de bunu kullanmak zorundadırlar. Bunun farkına varan ulusal ekonomiler, inovasyonu en önemli unsur olarak görmektedirler (Kaafarani B.,Stevenson J., 2012,s.16).

Büyümek için mevcut ürün ve hizmetlere yeni pazarlar yeni müşteriler bulmak biraz geride kaldı. Artık mevcut müşterilere yeni ürünler ve hizmetler yaratmakla büyümek gerekir. Bunun en güzel örneği olarak Apple’ın yaptığı iMac, iPod, iPhone ve iPad gibi ürün inovasyonları gösterilebilir. Ayrıca yeni müşterilere yeni ürünler yaratmakla mikro düzeyde firmayı, makro düzeyde ekonomiyi büyütmek de geniş ölçüde inovasyonu gerektirmektedir. Bunun için de toplumun alt sosyo-ekonomik statü gruplarına şimdiye kadar satın alamadığı ürünlerde inovasyon yaparak maliyet düşürücü iyileştirmelerle onların da satın alabilme radarına gireceği inovatif ürün ve hizmetler üretmek şeklinde tersine inovasyon yapılmaktadır. Yani ekonomik piramidin altındakiler şimdiye kadar inovasyon için hedef kitle olarak görülmezken şimdi bunlar için de inovasyonlar yapılmaktadır. Eskiden satınalma güçleri yeterli değil diye görmezden gelinen bu sınıf bugün inovasyonların yakın ve en büyük hedefi haline gelmiştir. Çünkü bu sınıf çok kalabalıktır. Buna en iyi örnek Hindistan’da alt grupların satın alabilmesi için üretilen TataNano otomobil gösterilebilir. Sadece otomobilde değil sağlık teknolojisinde ve hizmetlerinde ev eşyalarında da benzer uygulamalar artmaya başlamıştır.

Hiç kuşkusuz inovasyonun yapıldığı diğer bir alan da geçmişteki, bugünkü ve gelecekteki sorunları daha iyi çözen ve ihtiyaçları daha iyi gideren ürün ve hizmetler üretmek ve seçenekler sunmak. Bilindiği gibi müşteriler ürün ve hizmetlerde işlevsellik, sosyal ve duygusal ihtiyaçları giderme kapasitelerine bakarlar. Bir ürün bunların hepsini en iyi şekilde karşılayabildiği gibi sadece birisini karşılayabilir. İşte buralarda yapılacak inovasyonlar müşterilerin birden fazla güdülerine hitap etmeyi sağlayacaktır. Sadece bunun için piyasaya çıkacak yeni girişimciler olacaktır (Christensen C.ve Nair H., 2012,s.55). Ya da iç girişimcilik bakımından bu konuda yeni uygulamalar çıkacaktır.

İşletmeler artık sadece mali tablolarına göre değil inovasyon sonuçlarına göre de yukarıdan aşağıya sıralanmaktadırlar. Bunun için entelektüel sermaye gibi inovasyon kapasitesini artıran faktörler diğerlerinden daha değerli hale gelmektedir.

Artık günümüzde sömürerek kâr etmek, sanayi döneminin mantığı ile hareket etmek değil inovasyon yaparak kâr etmek esas hale gelmiştir (Alton M.,2011,s.127).

İnovasyonun hızı tekrar inovasyonu gündeme getirmektedir. En son inovasyon bir önceki inovasyonu yıkarak ortaya çıkmakta ve bu da yeni inovasyon ihtiyacının artarak devamını sağlamaktadır. İnsanların da inovasyonlara olan ilgileri artmış ve inovasyonun gecikmesi gibi durumlarda sabırları azalmaya, inovasyonları belirli tempoda bekler hale gelmeye başlamışlardır. Bu konuda talebin artması inovasyonları da artırmış. Bu durum ileride inovasyonsuz bir dünyada yaşamanın anlamsız hale geleceği gibi yaşamın anlamı üzerinde tartışmalar yapılacağını söylemek pek yanlış olmayacaktır. Böyle değişmeler yaşanacağı beklenen bir dünyada inovasyonsuz bir girişimcinin hareket etmesi mümkün olmayacaktır.

Girişimcilik ile inovasyonu birbirinden ayırmak imkânsızdır. Çünkü bir diğerinin varlık nedenidir. Yani inovasyon olmadan girişimcilik, girişimcilik olmadan inovasyon olmaz ve gelişemez. Bu konuda araştırmalar son 200 yılda inovasyonların arkasındaki gücün bütünüyle girişimciler olduğunu göstermiştir. (Altan A.,2011,s.136). Girişimcilikte ve inovasyonda ortak olan şey insandır. Dünyayı değiştiren bu iki kavramın odak noktasındaki insan eskisinden daha değerli ve önemli hale gelmiştir. Hiç kuşkusuz bu insan yaratıcı insandır. Dünyanın şimdiye dek olmadığı kadar yaratıcı insana ihtiyacı var. Herkesten önce bunun farkına varan toplumlar bütün sistemlerini yaratıcı insan kapasitesini nasıl artırabiliriz üzerine tasarlamaktadırlar ve bununla da herkesin önüne geçmektedirler.

Advertisements

Yazar: Ömer M.

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

Düşüncenizi belirtin