El-Lât

Lât: Tâif’te yaşayan Sakîf kabilesinin putu olup aslında dört köşe bir kaya parçasından ibaretti. Sakîşiler onun etrafında Kâbe gibi üzerinde örtü bulunan ve “beytü’r-rabbe” denilen bir bina inşâ etmişlerdi. Mâbedin özel görevlileri ve bekçileri de vardı.

Mekke’den ve Arabistan’ın her tarafından onun ziyaretine gelinirdi. Araplar yolculuktan önce ve sonra da buraya gelip tapınırlar, kurban takdim eder, hatta tavaf yaparlardı.

Lât, Menât ve Uzzâ ile birlikte en çok saygı gören putların başında yer almakta ve Allah’ın kızları olarak kabul edilmekteydi. Kur’ân-ı Kerîm’de müşriklere hitâben “Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ’yı? Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât’ı…” (Necm 53/19-20) buyurularak bunlara tapmaktan vazgeçmeleri istenmiştir.

İslam öncesi dönemde Mekke’nin üç baş tanrıçasından biridir. Bu üç tanrıça Mekkelilerin inancına göre Tanrı’nın kızlarıydı. Petralı Nabatlılar tarafından da tapınılan Lat, Nabatlılarca Yunan Athena ve Romalı Minerva ile denk tutulmuştur. Wellhausen’e göre, onlar Lat’ın Hubal’ın annesi olduğuna inanıyorlardı.

Advertisements

Yazar: Ömer M.

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

Düşüncenizi belirtin