Dünyanın en ünlü logosunun hikâyesi

McDonald's

McDonald’s’ın ‘M’si dünyanın en tanınan logosudur. Ama hileye dayalı bir hikâyesi var bu sembolün.

119 ülkedeki 30 bin şubesi ile günde 68 milyon müşteriye hizmet ediyor McDonald’s. Coca Cola eşliğinde yenen burger ve patates kızartmasını akla getirir bu isim.

Fakat ünlü ‘M’ logosu bir tasarım harikası olmaktan ziyade tesadüfen bulunmuş.

Amerika’nın New Hampshire bölgesinden gelip California’ya yerleşen Patrick McDonald 1937’de Monrovia havaalanı civarında arabayla geçenlere sosisli sandviç satan bir stand açmıştı. İki oğlu Richard ve Maurice 1940’ta bu tezgahı San Bernardino’ya taşımış ve sekiz yıl sonra da ayak üstü yemek yenen ve 15 sente, rakiplerinin yarı fiyatına hamburger satan bir dükkan açmıştı. ‘McDonald’s’ın Hamburgerleri’ levhasını taşıyordu burası.

İlk McDonald's restoranlarından biriLos Angeleslı mimar Stanley Clark Meston’un yaldızlı orijinal çifte kavisli logosuyla 1953’te tasarımını yaptığı modern McDonald’s restoranı

 

1952’de iki mimarla oturup yol kenarında hizmet verecek bir restoran için rahat görülebilecek bir levha tasarımı yaptılar. Universal Stüdyoları’nın tasarımcısı Clark Meston, Richard’ın önerdiği iki yarım çemberi, 8 metre büyüklükte neon lambalı ve yaldızlı parabole dönüştürdü.

Kavis şeklindeki bu levha ilk kez 1953’te Arizona’da bayilik verilen McDonald’s’da yerini aldı. Bayiliği satın alan Occidental Petrol’ün yöneticisi Neil Fox’tu. Fox’un kayınbiraderi Roger Williams ve iş ortağı Bud Landon ise California’da üçüncü McDonald’s bayiliğini satın almıştı. Buradaki levhaya farklı açılardan bakıldığında nasıl iç içe geçmiş görüldüğü ve McDonald’s logosunun nasıl ortaya çıktığı daha iyi anlaşılır.

McDonald kardeşler 1955’te jaz müzisyeni, radyo DJ’i ve atılabilir kağıt bardaklar satan Ray Kroc’u bayi müdürü yapmıştı. Kroc ucuz ve hızlı hamburger satan ve kendine özgü tasarımı olan bir restoranlar zincirinin iyi iş yapacağını düşünmüş ve 1961’de şirketi McDonald kardeşlerden 2,7 milyon dolara satın almıştı.

Ray Kroc McDonald's önündeMcDonald’s’ı satın alan Ray Kroc (sağda) restoranın orijinal modern binalarını geleneksel çatılı hale getirdi.

 

Kroc her yeni restoran için onlara isim hakkı ödeme sözü vermişti. Ama bunlar yazılı bir anlaşma haline getirilmedi. McDonald kardeşler daha sonra hile ile isim hakkını da yitirdi.

Kroc’un McDonald kardeşleri ekarte ederek restoranı nasıl ele geçirip zengin olduğunun hikâyesi, Aralık ayında vizyona girecek olan The Founder adlı filmde ele alınıyor. John Lee Hancock’un yönettiği ve Michael Keaton’un başrolde oynadığı filmin afişi “Başkasının fikrini çaldı ve Amerika da bunu yuttu” deyişini taşıyor.

Kroc iki ayrı yaldızlı kavisi içeren logoları önce bitişik çifte kavis haline getirdi, sonra da 1968’te M logosuna dönüştürdü. 2003’te ise tekrar elden geçirilerek bugünkü halini aldı.

McDonald’s giderek sağlığa tehdit olarak görülmeye başlandı. Böylece restoranlar zinciri 1950’lerdeki masumiyetini de yitirmiş oldu.

Bugün McDonald’s logosu saldırgan küresel kapitalizmin, aşırı tüketimin ve Amerikan kültür emperyalizminin simgesi olarak görülüyor.

McDonald's ve Amerikan bayrağıArizona sahillerinde açılan restoranın logosu çevreye uysun diye turkuaz renkte yapıldı.

 

Ama onun da yenilgi yaşadığı oluyor. 1993’te Arizona sahillerinde açılan restoranın logosu çevreye uysun diye sarı değil de turkuaz rengini almak zorunda kaldı. 2010’da California’da açılan restoranın logosu ise yine aynı nedenlerle siyah, Paris’te Champs-Elysees ve Bruges’da açılan şubelerdeki logolar ise beyaz renklidir.

1960’larda McDonald’s Meston’un mimari bir tarzda tasarımını yaptığı ilk çifte kavis logosunu yenilerken Amerikalı Freudcu psikologların tavsiyelerini de tutmuş ve bu logoyla tümüyle yollarını ayırmamıştı. Freudcu anlayışa göre bu iki kavis annenin besleyici göğüslerini simgeliyordu.

Bu logoya aşırı anlam yükleme gibi gelebilir. Ancak McDonald’s’ın çocukları çekme çabasının yanı sıra herkesin içindeki çocuğa da seslenmek için on milyonlarca dolar harcadığı doğrudur.

About these ads

Yazar: Ömer M.

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

Düşüncenizi belirtin