Dünyaca Ünlü Bazı Resimlerin Okumaları

Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en ünlü ressamları tarafından yapılan ünlü tabloların içlerinde yatan anlamlar.

1- michelangelo – adem’in yaratılışı

tanrı’nın, adem’e ruh üflediği, eski ahit’deki öykünün boya ve alçılarla tavana yapılmış bir resimdir. tanrı’nın yaşlı ve sakallı, beyaz bir elbise giydiği görülürken, adem’in çıplak oluşu dikkat çekmektedir. tanrı’nın sağ kolu ile adem’in sol kolunun uzanış benzerliği, tanrı’nın insan suretinde kendini yansıttığını akla getiriyor. parmakların birbirine temas etmemesini ise tanrı’nın adem’e doğru uzandığı ve adem’in yaşamı aldığı görülüyor. henüz yaratılmakta olan adem parmağını kaldıramayacak kadar güçsüz, tanrı ise yasam veren, enerji ve güc dolu olarak görünüyor. yine tanrı’nın bulunduğu bölüm bir beyin, bir akıl seklinde tasvir ediliyor.

tanrı’nın dirseğinde görülen kadın, gnostikler tarafından genellikle sophia, hristiyanlar tarafından tanrı’nın yaratmayı düşündüğü bir sonraki varlığı yani havva’yı resmettiği söylenir. aşağıya uzanan yeşil kurdele ise beşeri hayatı temsil ediyor.

tanrı’nın sağ ve solunda bulunan ve tanrı ile aynı tarafa bakan yüzler teslisi temsil ediyor. kadının hemen arkasındaki kutsal ruhu, tanrı’nın sol elinin temas ettiği ve yüzünün bakan tarafa ters olduğu ise beşeri hayatı yani adem’in yeryüzünde yaşayacağını işaret ediyor. adem’in yaşayacağı acıların temsili olarak nitelendiriliyor.

anatomik oluşumlar ve resmin uyumu – tanrı beyinin içinde resmedilmiştir, ve bir düşünceye göre tanrı isanın beyninin içindedir.

2- edouard vuillard – in bed

uyku esnasında bilincin yitirildiği bilgisinin resmedilmiş halidir. japon baskılarına kısmen benzemesi nedeniyle, uykuda olan kişinin yüzünün yatay ve dikey çizgilerin varlığını, koyu renklerin kullanılması ise sessizliği niteliyor. duvarda yer alan t harfine benzeyen şeklin, nabi akımının temsilcilerinden olmasına ve vuillard’ın katolik meryem kardeşliği tarafından eğitilmiş olmasına bağlanmaktadır.

3- francisco goya – goya dog

savaşlardan dolayı insanlardan tiksinen ispanyol ressam, panik ve korku duygularının sonucu olarak bu resmi çizmiştir. ölümcül hastalığının tekrar nüksetmesinden korkması onu daha üretici yaptı ve karanlık resimler adı altında resim daha çizdi. çizildiğinde hiçbirinin isminin olmayışından dolayı başka bir ressam tarafından isimlendirildi.

koyu arkaplan üzerine çizilen bu resimde eğimli bir zemin üzerinde sadece başı görülen bir köpeği görüyoruz. resimde köpeğin ne tarafa baktığı ya da korktuğu için mi saklandığı bilinmiyor. terkedilmişlik, yalnızlık ve korkunun çok hakim olduğu görülüyor.

4- joan miro – triptych bleu ıı

sürrealizm, bilinçaltı zihnin kum havuzu, çocuksuluğun yeniden yaratımı ve katalan gururunun bir dışavurumu olarak yorumlanmıştır.
5- salvador dali – la persistencia de la memoria

genel olarak,katı ve değişmez zaman kavramına karşı bir protesto olarak yorumlanıyor. dali sonradan bu resmin ilhamını sıcak ağustos güneşi altında erimekte olan bir fransız peynirinden olduğunu söylemiştir.

tam ortada ve diğer tüm eserlerinde neredeyse bulunan bu figürü sanatçının kendisi olarak yorumlnıyor. gözü kapalı ve uyku halinde olan bu figür rüya olayına işaret ediyor. resimde ki saatlerinde rüya görülürken geçen zamanı ifade ettiği söylenilebilir. yani bilincimiz yerinde değilken zaman bizim için bir şey ifade etmez sadece akıp gider. sol alt köşedeki turuncu saat karıncalarla kaplıdır. salvador dali; karıncaları,ölümü ve kadın üreme organlarını simgelemek amacıyla kullanmıştır.son olarak, mona lisa tablosu gibi tamamlandıktan kısa bir süre tablonun kırmızı şarapla ıslatıldığı söyleniyor.

6- edvard munch – the scream

kıpkırımızı göğün 1883 yılında patlayan krakatoa yanardağının küllerinin alev alev yanan güneşle birleşmesi sonucu oluştuğu söylenmektedir. volkanın küllerinin 1883 kasım’ından 1884 şubat’ına kadar gökyüzünde kalması ve amerika’nın doğusu ve avrupa ile asya’nın büyük bir kısmını kaplaması da bu söylentiyi desteklemektedir.

edvard munch günlüğünde, “iki arkadaşımla birlikte yürüyordum. güneş batıyordu. birdenbire gökyüzü kan kırmızısına döndü. kendimi tükenmiş hissederek durdum ve parmaklıklara yaslandım. mavi-siyah fyordun ve şehrin üzerinde kan ve ateş yalımları vardı. arkadaşlarım yürümeye devam ettiler. ben ise orada kaygı içinde titreyerek durakaldım ve doğanın içerisinden doğru sonsuz bir çığlığın geçiyor olduğunu duyumsadım.” demiştir. böyle olunca, sıradan çığlık atan birisinin değil, doğanın çığlığını duymamak için kulaklarını tıkayan bir kişinin resmi olduğu anlaşılıyor.

7- sandro botticelli- venüs’ün doğuşu

yunan mitolojinde afrodit’in karşılığı roma mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçası olanvenüs’ün doğuşunu resmetmiştir. deniz köpüğünden oluşan venüs’ün bir midye kabuğu üzerinde, yunan mitolojisinde baharı simgeleyen tatlı ve hafif batı rüzgarının tanrısızefirus’un nefesiyle baf kıyılarına taşıdığı görülüyor. zefirus’un yanında yarı çıplak ve sonradan çiçek ve bahar tanrıçası flora’ya gönüşecek olan peri kızı chloris’tir. zefirus, chloris’i kaçırıp onunla evlenmiştir. etraflarında güllerin uçuştuğu görülmektedir, bu da baharı simgeler.

venüs’ün sağ tarafında görülen bir hora ise, venüs’ün üzerine çiçek desenli bir pelerin örtmek için ona doğru uzanıyor. (3 güzeller). resimde asıl vurgulanmak istenen baharın gelişidir.

8- piero di cosimo – portrait de simonetta vespucci

boynundaki engerek yılanı ile kleopatra olarak resmedilmiştir.

amerigo vespucci’nin kuzeni marco vespucci ile 15. yaşında evlenen simonetta vespucci’nin güzelliği bir çok sanatçıya ilham kaynağı olmuştur.

özellikle sandro botticelli birden çok eserinde simonetta’yı resmetmiştir. simonetta 23 yaşında tüberkülozdan öldükten sonra bile onu imge olarak resmetmeye devam etmiştir. venüs’ün doğuşu tablosunda venüs’ü simonetta olarak resmettiğini görebiliriz.

9- katsushika hokusai – kanagawa oki nami ura

japonların geleneksel resim sanatı olarak bilinen ukiyo-e tarzında çizilmiştir.

resimdeki büyük dalgalar, şu anda tokyo olarak bilinen edo’nun güneydeki adalarından kanagawa’ya balık getiren mavnalar olduğu söylenmektedir. arkada fuji dağı görülmektedir. önde de fuji dağına benzeyen küçük dalga resmin sırrı olarak nitelendirilir. dalga uçlarının pençe şeklinde olması ve dalgalardan ayrılan damlaların büyükçe tasvir edilmesi başka ayrıntılarıdır.

10- george grosz – stutzen der gesellschaft

alman burjuvasını resmeden grosz, resimde toplumun saygın insanlarının ne kadar saygın olduğunu gösteremeye çalışıyor. bir elinde bira, diğer elinde kılıç olan nazi’nin boş olan kafasında askeri zaferleri hayal ettiği görülüyor. gazeteleri sıkıca tutanın elinde kanla boyanmış palmiye yaprağı ve kafasındaki lazımlık dikkat çekiyor. onun hemen sağında olan politikacının beyninin dışkıdan olduğu göze çarpıyor. arkasındaki din adamı, ordunun eylemlerini kutsarken görülüyor. en arkadaki bir elinde kılıç diğer elinde tabanca olan ise dönemin siyasi anlayışını yansıtıyor.

hepsini koca kafalı, kırmızı yanaklı, besili resmetmiş olması toplumun adaletsizliğine dikkat çekmeye çalışıyor.

11- sandro botticelli – primavera

birçok yorum olmasına rağmen baharın gelişinin mitolojik olarak resmedildiği görüşü yaygın olarak kabul ediliyor. primavera’nın anlamının da bahar olması bu görüşü güçlendiriyor.

resmin bahçe teması üzerine kurulu olması ilk göze çarpan unsur oluyor. açan çiçekler ve büyüyen meyveler bahara işaret ediyor. venüs’ün bahçesi olarak temsil ediliyor. venüs mitoloji de aşk ve güzellik tanrıçası olduğundan resmin tam ortasında bulunuyor. (bkz:simonetta vespucci) tanrı’nın sağ tarafında rüzgar tanrısı zephyrus, peri kızı chloris’i yakalar ve bunun sonucunda bahar ve çiçek tanrısı flora’ya dönüşür.

venüs’ün sol tarafında üç güzeller(hora’lar) ve mercury yer almaktadır. mercury elindeki asayla bulutları uzaklaştırırken, üç güzel dans etmektedir. aşk tanrısı cupid, mercury’e bakan güzele okunu doğrultmuştur.

12- armedeo modigliani- reclining nude

venüs’lerin resmedilmesi esasına dayanır. önceki venüslerden farklı olarak mitolojik ögelerden çok erotik ögelere yer vermiştir. tahrik edici ve cinselliğin ön planda olduğu resimler çizer. kadınlar koyu renkli yatak örtüsü üzerinde uzandıklarından bedensel ışıltıları ön plana çıkar. genellikle yukarıdan ve yakın planda çizmiştir bu resimleri. eller ve ayaklar resme dahil edilmemiştir.

13- pablo picasso- guernica

guernica saldırısı’ndan esinlenerek fuarda sergilenmek üzere çizilmiş bir duvar resmidir.

savaşın trajedisi ve insanlar üzerinde olan etkilerini garip yaratıklar şeklinde anlatmıştır. guernica saldırısı için çizilmiş olsa da genel olarak savaşların yıkıcı ve kalıcı etkisini gösteren bir hatırlatıcı ile savaş karşıtlığı ve barışın bir simgesi haline gelmiştir.

14- vincent van gogh – starry night

van gogh’un artan deliliğiyle alakalandırılan bir resimdir. aslında yaptığı astronomik araştırmalar sonucu böyle bir resim çizdiği bilinmektedir. hem gerçek hem fantastik unsurların varlığı dikkat çekmektedir. resimde yer alan spiraller fantastik bir unsur olup, gözle görülmeyen astronomik görüngünün sanatçı tarafından bir yorumu olarak nitelendirilmektedir. aynı anda hem venüs hem ay ve bazı çeşitli yıldızlar dikkat çekmektedir.
diego velázquez- aynadaki venüs

cubid’in tuttuğu aynadan venüs resmedilmiştir. biz onun belli belirsiz yüzünü görebiliyor isek o da aynadan bizim yansımamızı görüyordur diye yorumlanmıştır. kendi güzelliğinin bizim üzerimizdeki etkisini seyrettiği de düşünülüyor.

venüs’ün çizilmesinde herhangi bir erotizm olmamasına rağmen, saf ve iffetli olduğu anlaşılıyor. cubid’in bile venüs’ün güzelliğine dalıp gittiği görülüyor. aslında resimde venüs’ün kendi güzelliğine ayna karşısında dalıp gitmesi anlatılıyor.

15- pablo picasso – girl before a mirror

picasso’nun metresi olan marie therese walter’i resmetmiştir. walter’i bir çok kez çizmiştir. ama bu profildeki kadar huzurlu ve sakin olmamıştır. aynadaki yansımasının daha kaba olduğu dikkat çekiyor. ay, hilal ve güneşi resmettiği söyleniyor. aynadaki görüntünün makyajlı olması bir dikkat çekici unsur olarak görünüyor. walter’in aynı anda hem gece hem gündüz olabildiğini aktarmıştır. yüzü karanlık, gözleri yuvarlak ve boş, ve kadınsı bedeni çarpılmış ve bükülmüş, daha yaşlı ve daha kaygılı görünüyor. farklı benliklerine dokunmak istercesine aynadaki yansımasına uzanıyor.

arkada yer alan duvar kağıdı harlequin’in kostümünü hatırlatıyor. bu da kızın aynı zamanda psişik ve fiziksel dönüşümlerini anlatıyor.

16- maejima soyu

doğu japon mürekkep resminin nadide örneklerinden birisidir. sonbahar’da görülen ay zaman unsuru olarak dikkat çekiyor. ırmak kıyısında bir ev, evin yanında, sislerin içinden sıyrılıp yükselen sarp dağ zirvelerinin önüsıra gördüğümüz yüksek çam ağaçları bulunuyor.

17- henri matisse – le bonheur de vivre

fovizmin en çok hissedildiği eser olarak nitelendirilir. duran, dans eden çıplak insanların bulunduğu bu resim, sarı ve kırmızının yoğun olduğu doğa, canlı renklerin egemenliğinde bir çayır, gökyüzü, deniz ve kır manzarasını resmediyor. ağaçların resmin her iki yanında olması bir sahne edasını yansıtıyor. yapıldığı dönemin en radikal resmi olarak kabul edilen bu eser, aşkın, müziğin ve dansın neşesini tablonun renkleri ve ritmik şekillerine aktarır.

18- georges seurat – grande jatte adası’nda bir pazar öğleden sonrası

sen nehri üzerindeki la grande jatte adasındaki bir parkta gezinen ve dinlenen insanları resmediyor. 1884-1886 yılları arasında çizilen eser, sonradan noktacılık olarak kabul edilen, onu sezgisel yaklaşımdan ayırdı.

19- vincent van gogh – wheat field with cypresses

“tuvalimin üzerinde selviler ve başaklar var, birkaç gelincik, bir parça ekose iskoç kumaşına benzer mavi bir gök. selviler kalın bir koyu renkli boyayla boyanmış ve güneş altında aşırı sıcağı temsil eden buğday tarlasının boyası da çok kalın.” der çizdiği resim hakkında.

20- diego velazquez – las meninas

anlaşılması oldukça zor olan bu eser barok döneme aittir. zor anlaşılması ve karmaşıklığından dolayı eser her zaman en çok incelenen eserler arasında yer aldı.

ispanya kralı ıv. philip’in sarayındaki büyük bir odayı gösteren resimde prenses margaret theresa’nın iki yanında nedimeleri, sol tarafta iki cüce ve önlerinde bir köpek, onların biraz arkalarında ise dadıyla koruma görevlisi yer alıyor. sağ tarafta ise velazquez yan tarafa doğru eğilmiş, resimlerini yaptığı kral ve kraliçeye bakıyor.

21- bartolomeo veneto- lucrezia borgia

gerçekçilik ve ayrıntılar göze çarpan ilk şeyler olmakla birlikte rönesans dönemine ait bir resimdir.

siyah tablo üzerine dörtte üç profilden görülen yarı çıplak kadın resmi yapan kişiyle göz temasını koruyor. sol göğsünü açıkta bırakan beyaz bir elbise giyen kadın yukarı doğru kaldırmış olduğu sağ elinde flora’nın üç simgesi olananemon, papatya ve düğün çiçeklerinden oluşan küçük bir çiçek buketi tutuyor.

alnında gösterişli bir mücevher yer alan kadın, mavi bir bant üzerinde olduğundan ve saçları üzerinde örülü dallardan oluşan örtü ile örtülmesi kadının evli olduğunu düşündürüyor.

22- vincent van gogh – bedroom in arles

aynı resimden 3 tane yapmıştır ve resimlerin birisi yok olmuştur. diğerleri chicago’daki art ınstitute’de ve musee d’orsay’da bulunuyor.

“soluk, leylak rengi duvarlar, zeminin çaprık çurpuk, solmuş kırmızısı, krom sarısı sandalyeler ve yatak, çok solgun limon yeşili yastıklar ve çarşaf, kan kırmızısı battaniye, turuncu renkli el-yüz yıkama masası, mavi el-yüz yıkama leğeni ve yeşil pencere… bu farklı renklerle mutlak sükûneti ifade etmeyi istedim.”

düz hatlardan oluşan resimle, perspektifin dengesizliğini telafi eder bir şekilde renkli yüzeylerin titiz kombinasyonuyla oda içerisinde belli bir boşluk duygusu yaratmaya çalışmış ve başarmıştır.

23- salvador dali – the elephants

fil sembolü salvador dali’ye göre geleceği ve aynı zamanda gücü ve hakimiyeti temsil etmektedir. dali, filleri çok uzun ve neredeyse görünmeyecek kadar ince bacaklar ile tasvir ederken, aslında sırtlarında yer alan ağırlığın önemine vurgu yapmak istemiştir.

24- leonardo da vinci – the last supper

santa maria della grazie kilisesine, rahiplerin yemekhanesinin bir duvarını süslemek için çizilen bu resim, ısmarlama bir resimdir. isa’nın yüzünün güzel, yehuda’nın yüzünün çirkin olması bunun en büyük göstergesidir. isa ve 11 havarisinin yemek yerken ki sohbetini görüyoruz. hz. isa “içinizden biri bana ihanet edecek” derken çizilmiştir ve havarilerin yüzlerindeki ifadeleri resmetmiştir. (inanç, şüphe, korku…)

incil’de geçen “bana ihanet edenin eli masada benimle.” cümlesi gereğinde eli masada olan tek insan yehuda’dır.

detayları

25- osman hamdi bey – kaplumbağa terbiyecisi

çok iyi akademik eğitime sahip olan osman hamdi bey’in eserine ilham olan charmeur de tortues eseridir. ilk yorumlar, geri kalmış bir toplumu çağdaşlaştırmaya çalışan bir aydının yorgun halini anlattığı yönünde olmuştur. başka yorumlara göre, düşünceli biçimde dikilen adam, sabır gerektiren zor bir iş olan kaplumbağaları terbiye etme işini, elindeki ney ve sırtındaki nakkareyi çalarak başarmayı ummaktadır.bu yoruma göre de terbiyeci osman hamdi bey’in kendisidir. terbiyecinin zorlu işi elindeki müzik aletleriyle halletmeye çalışması, osman hamdi bey’in de değişime direnen bir toplumu sanat yoluyla çağdaş seviyeye getirmeye çalıştığını, bu yüzden sanat okulu ve müze açma girişiminde bulunduğunu vurgular.

terbiyecinin, kaplumbağaları eğitmekte kullanacağı neyi üfleyemeyip arkasında tutması, osman hamdi bey’in neyi üfleme, yani kaplumbağalar ile temsil edilen halkı eğitme kaygısından artık vazgeçtiği, çünkü derviş sabrının bile bir sonu olduğu şeklinde de yorumlanmıştır.

kaynak: wikiart, wikipedia, arthistoria, daniel arasse – yakın bakış

About these ads

Yazar: Ömer M.

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

Düşüncenizi belirtin