Ev almak için her şeye katlananlar

Bir ev satın almak istiyorsunuz, ama yeterince birikiminiz yok mu? Kimileri bu nedenle bütün yaratıcılığını kullanarak olmayacak işlere girişiyor.

Christopher Gerhart 33 yaşında bir hapishaneye taşınmış.

“O zamanlar cezaevi toprakları üzerinde bekâr odaları vardı. Yurt gibi bir yerdi. Ayda 25 dolar ödüyordum. Sadece temel ihtiyaçlarımı karşılayabiliyordum, ama masrafım azdı” diyor.

Hapishane

Şimdi 50 yaşında olan Arkansaslı Gerhart, burada 18 ay kalıp yeterince depozit biriktirince bir apartman dairesi satın almış.

Ev fiyatları sürekli arttığı ve kiraların yüksek olduğu yerlerde ev satın alacak parayı biriktirmek oldukça zor.

ABD’de ev sahibi olmayan 35 yaş altı kişilerin yüzde 77’si neden olarak buna maddi güçlerinin yetmediğini söylüyor.

İngiltere’de ise insanlar ev satın almak için gereken depoziti biriktirmek için 5,5 yılı göze aldıklarını ifade ediyor. 2016’da ilk evlerini satın alan insanlar bir önceki yıla oranla yüzde 13 artışla ortalama 33 bin sterlin depozit ödedi.

Köpek gezdirmek

Uzmanlar, insanların gayrimenkul almanın iyi bir yatırım olduğunu bildiğini, ama buna güçlerinin yetmediğini belirtiyor.

Bu soruna karşı bazıları yaratıcı yöntemler geliştiriyor.

Danielle Haymes ve kocası Joe’nin tam zamanlı çalıştıkları birer işleri varmış. Ev alacak depozit biriktirmek için ek gelir sağlayacak bir işe girişmeye karar vermiş ve oturdukları evde yürütebilecekleri, geçici köpek bakıcılığı gibi bir iş kurmuşlardı. Böylece iki yılda 25 bin dolar biriktirmiş ve bunu aldıkları evin depozitine ödemişlerdi.

Taksicilik
Bazıları evlerini Airbnb’ye geçici kiraya veriyor ya da Uber ile taksiciliğe başlıyor.

Ek gelir getirecek bu türden işlere girmek para biriktirmenin en hızlı yolu olabilir. Bazıları bu amaçla hafta sonu evlerinin garajında eşya satışı yaparak ayda 1000 dolar gibi ekstra para kazanabiliyor.

Bazıları ise evlerini Airbnb’ye geçici kiraya veriyor ya da Uber ile taksiciliğe başlıyor.

Kimileri arkadaşlarıyla ortak ev almaya girişiyor. Hatta sekiz kişinin ortak bir ev aldığı ve sırasıyla her birine yardım ederek kendi evlerini satın aldıkları örneklere bile rastlanıyor.

İngiliz evleri

Bu durumda, anlaşmazlık konusu olabilecek her şeyi bir sözleşme ile netleştirmenin ileride çıkabilecek sorunları asgariye indirebileceği belirtiliyor.

Advertisements

Kahvaltı etmeyenler daha mı çok kilo alır?

Sağlıklı beslenme açısından kahvaltının önemi her zaman vurgulanır. Özellikle kilonuzu sürekli gözetmeniz gerekiyorsa. Bazı okullarda öğrencilerin güne en iyi şekilde başlaması için kahvaltı servisi yapılır. Fakat Avrupa ve ABD’de, başta genç kızlar olmak üzere, halkın yüzde 10’u ila 30’u kahvaltı etmiyor.

Kilo vermek amacıyla kahvaltı etmemek bu konudaki bütün tavsiyeleri çiğnemek anlamına gelir. Sabah kahvaltı etmeyince bütün gün aç dolaşıp yüksek kalorili çerezlere yöneleceğiniz, böylece kilo alacağınız varsayılır.

Başta mantıklı gelen bu teori, kahvaltı etmeyenlerin edenlere oranla daha mı fazla kalori tükettiğine bakılarak kanıtlanabilir ya da göz ardı edilebilir.

Fakat hangi saatlerde yenen ilk yemeğin kahvaltı sayılacağı ya da ülkeden ülkeye değişen kahvaltı kültürü nedeniyle kıyaslamalı bir ölçüm yapmak da zordur.

Kalori tüketimi aynı

Tüketilen kalori miktarını esas alarak kahvaltının kişinin kilosu üzerindeki etkileri incelenebilir. Bu konuda 2004 öncesi yapılan araştırmalara bakıldığında, kahvaltı etmeyenlerin gün içinde daha fazla kalori tüketmediği görülmüştür. Kilo üzerindeki doğrudan etkisini görmek ise daha zor. Bazı araştırmalarda, kahvaltı etmeyen çocukların ortalama vücut kütle indeksinin daha fazla olduğu görülürken, bazılarında herhangi bir fark tespit edilmemiştir. Fakat kahvaltı etmemekle fazla kilo arasında bağlantıya işaret eden veriler daha güçlü görünüyor.

 

Peki soruyu tersine çevirsek ne olur? Yedi araştırmada, fazla kilolu çocukların kahvaltı etmemesinin daha muhtemel olduğu görüldü. Fakat burada kahvaltı etmemenin mi yoksa aşırı kilonun mu önce ortaya çıktığını tespit etmek mümkün değildi.

2003’te yapılan bir araştırmada ise verilerin toplandığı an itibariyle kahvaltı etmeyen çocukların daha kilolu olduğu görülse de üç yıl içinde bu çocukların kilo kaybettiği kaydedilmişti.

Buradan yola çıkarak genel olarak kahvaltı etmeyen çocukların fazla kilo sahibi olması ihtimalinin daha yüksek olduğu söylenebilir. Fakat buna yol açan etkenin kahvaltı etmemek mi yoksa genel olarak diyetleri mi olduğunu söylemek mümkün değildir. Etken kahvaltı ise buna neyin yol açtığı bilinmiyor, çünkü genel olarak daha fazla kalori tüketmiyorlar.

Midenizin sesini dinleyin

Eğer alınan kalori miktarı değişmiyorsa, yemeklerin saati mi etken? İki büyük yemek yerine üç küçük yemek daha mı iyi? 1992’de obez kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada iki gruba aynı miktarda kalori içeren diyet planı verildi. Birinci grup bu kaloriyi günde üç yemek yiyerek tüketirken, ikinci grup kahvaltıyı atlayıp öğle ve akşam yemeklerinde tüketti.

Sonuç oldukça ilginçti. Deney öncesindeki yeme alışkanlıklarının tersini yapan gruba konmuş olanlar çok daha fazla kilo kaybetmişti. Yani kahvaltı etmemeye alışkın olanlar bu deneyde kahvaltı eden gruba dahil olmuşsa, ya da kahvaltı edenler deneyde etmeyen grupta yer almışsa daha fazla kilo kaybetmişti.

Fakat kahvaltının başka faydaları da olduğunu akılda tutmak gerekir. Bazı ülkelerde yapılan araştırmalarda kahvaltı yapan çocukların daha iyi not aldığı görüldü.

Peki, kilo vermek isteyen biri kahvaltı yapmalı mı yapmamalı mıdır? Kahvaltı yapanların daha dengeli beslendiği görülür genel olarak; ama sadece kilo yanı sizi ilgilendiriyorsa kişisel tercih işidir. Bazıları sabah erken saatte yemek yemeyi düşünemez bile. Bu genel olarak sabah insanı mı yoksa akşam insanı mı olduğunuzla da ilgilidir. Kısacası, bu konuda daha kesin veriler ortaya çıkıncaya kadar, mideniz ne istiyorsa onu yapın, onunla savaşmayın diyebiliriz.

İşlenmiş gıdalar depresyona mı yol açıyor?

Şekerli ve yağlı gıdaların beden sağlığına olduğu kadar ruh sağlığına da zarar verdiğine dair veriler var. Bu durum, uzmanları depresyon tedavisinde yeni yöntemler denemeye itiyor.

Beslenmeyle depresyon arasındaki bağlantı henüz kanıtlanmış olmasa da bu alanda bazı devlet programları başlatılmış durumda. Örneğin ABD Savunma Bakanlığı, eski askerler arasında intihar oranlarını azaltmak üzere besin bakımından zengin gıda paketleri gönderiyor bu insanların evine. Avrupa Birliği ise farklı besinlerin ruh sağlığı üzerindeki etkisini keşfetmek üzere MoodFood adlı 9 milyon euroluk bir proje başlattı.

Avustralya’da Deakin Üniversitesi’nden Felice Jacka ve ekibi de depresyon hastaları üzerinde başlattıkları çalışmada, bu hastaların mevcut tedavilerine ek olarak ruh sağlığına iyi geldiği bilinen besinler veriliyor.

İltihap ve depresyon

Aynı üniversiteden Michael Maes, depresyonun biyolojik nedenleri konusundaki çalışmalarıyla biliniyor. Maes, beden ve ruh sağlığı arasındaki bağlantıyı 20 yıl önce ortaya koymuş, depresyon hastalarının bağışıklık sistemlerinin aşırı çalıştıklarını ve kanlarının sitokin adı verilen proteinlerle dolu olduğunu göstermişti. Bu proteinler hastalık veya yaralanma sonucu oluşan iltihaplara yol açar.

Araştırmalar sadece depresyonun iltihaba değil, farklı nedenlerle oluşan iltihabın da depresyona yol açabileceğini gösterdi. Maes, artrit ve kanser gibi hastalıkların vücuda sitokin proteini pompaladığını ve bu hastalıklar teşhis edilmeden önce bile, sitokinin yol açtığı depresyon belirtilerinin kişide ortaya çıkabileceğini belirtiyor.

California Üniversitesi’nden Naomi Eisenberger, uzun sürmesi halinde iltihabın keyifsizliğin yanı sıra beyinde oksidatif strese de yol açacağını söylüyor. Zehirli serbest radikallerin yol açtığı oksidatif stres, sinir hücrelerini öldürüp beyindeki uzun menzilli bağlantıları yıpratıp beynin kimyasal sinyallerini kesintiye uğratarak uzun vadede depresyona neden olabilir.

Çinko ve selenyum önemli

 

Bütün bunlardan yola çıkarak depresyonun ruh sağlığı kadar beden sağlığıyla da ilgili olduğunu düşünmek gerekebilir. Yani stres, sigara ve alkolün yanı sıra beslenme alışkanlıklarını da iltihaplı hastalıklara davetiye çıkaran etkenler olarak görebiliriz. Vücuttaki yağ ve şeker oranının iltihabı ve oksidatif stresi artırdığı, buna karşılık omega 3 içeren balık yağının, çinko ve selenyum gibi minerallerin ise zehirli kimyasalları temizlediği ve beyne ve iyileşme sürecine yardımcı olduğu biliniyor.

Fakat uzmanlar bu bağlantıları kesin kanıtlamak için kapsamlı çalışmalar yapılmamış olmasından şikayetçi. Bazı araştırmalar depresyon hastalarında çoğunlukla çinko eksikliği görüldüğünü ve ekstra çinko içeren gıdalar ya da hap yoluyla dışarıdan alınması halinde depresyon belirtilerinin azaldığını göstermiştir. Fakat bu türden çalışmaların az sayıda kişi üzerinde yapılmış olması araştırmanın sonucunun şans eseri mi yoksa kesin veri şeklinde mi ortaya çıktığı sorusunu gündeme getirmektedir.

Akdeniz diyeti

Ancak 2010’da yapılan bir araştırmanın sonuçları doktorların dikkatini daha fazla çekti. Zeytinyağı, deniz ürünleri ve fındık, ceviz gibi yemişleri içeren Akdeniz diyeti ile bol hazır gıdanın tüketildiği Batı diyetinin vücudu nasıl etkilediği kıyaslandı. 10 bin kişiyi kapsayan bu çalışmada sadece kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıklar değil ruh sağlığı da incelendi. Akdeniz diyeti uygulayanlarda depresyon riskinin yarı yarıya azalmış olduğu görüldü.

İngiltere, Avustralya ve ABD’de yapılan benzer araştırmalar da bu verileri doğruladı. Hazır gıda ürünleri ile vücutta artan sitokin proteini ve depresyon arasındaki bağlantı tekrar ortaya kondu. Zeytinyağı, sebze ve şarap içeren diyetin iltihabı azalttığı ve şekerli içecek, işlenmiş tahıl ürünleri ve kırmızı et içeren diyete oranla depresyon riskini yüzde 40 oranında düşürdüğü görüldü.

Fakat uzmanlar bu sonuçların kesin görülmesine, genelleştirilmesine ve kötü beslenmenin ille de depresyona yol açacağı gibi bir sonuç çıkarılmasına karşı çıkıyor. Depresyonda genetik, yaşam tarzı ve kişisel durum gibi başka faktörlerin de rolü olduğu, bu bağlantıların kurulması için daha fazla araştırma gerektiği belirtiliyor.

‘Siyah elmas’ın mutluluk molekülü ne işe yarıyor?

Domuzlar ya da özel eğitimli köpekler yeri kazıp trüf mantarını bulduğunda aşırı heyecana kapılır.

Burunları özel eğitilen bu hayvanlar yeri koklayarak gurme mutfağın vazgeçilmezlerinden olan bu mantarı bulduğunda neden bu kadar sevinir?

İtalyan bilim insanları bu sorunun yanıtını buldu. Siyah trüfün “mutluluk molekülü” denen bir madde içerdiği ve esrar etkisine benzer özellikleri olduğunu tespit etti.

Trüf mantarının bu özelliğini kullanarak daha fazla hayvanın kendisini yemesini sağladığı, böylece sporlarını daha geniş alanlara yayarak üreme olanaklarını genişlettiği düşünülüyor.

Siyah trüf rengini koyu melanin pigmentinden alır. İnsanlarda melanin üretimini tetikleyen anandamid adlı nörotransmiterlerdir. Duygu hali, iştah, hafıza, acı, depresyon üzerindeki etkilerinden dolayı bazıları bunu “mutluluk molekülü” olarak adlandırır.

Araştırmacılar trüf mantarındaki melaninin insanlardaki gibi üretilip üretilmediğini inceledi.

Mantarın anandamid kimyasalını kendisi için üretmediği, hayvanları çekmek, onların kendisini yemelerini sağlayarak sporlarını geniş alanlara yayma olanağı bulmak için ürettiği sonucuna varıldı.

Trüf sporları, kendisini yiyen hayvanın dışkısıyla taşınarak yayılabiliyor. Domuz, mirkat, ayı, babun maymunları ve potoro adlı keselilerin trüf yediği biliniyor.

Anandamid beyin-beden arası iletişimi sağlayan, ruh hali ve beden fonksiyonları üzerinde önemli rol oynayan bir kimyasal.

Esrara benzer etkileri olsa da onun yarattığı ani mutluluk çıkışı trüfte görülmez; çünkü sindirim yoluyla çabucak parçalanır.

Perigord trüfü olarak da bilinen siyah trüf, İtalya’da bulunan beyaz trüften sonra en pahalı türdür.

Parazitler canlıların davranışını nasıl yönlendirir?

Zombi karınca mantarı

Karıncaların yön bulma duygusu çok güçlüdür. Fakat Tayland, Afrika ve Brezilya’da Componotus leonardi adlı karıncalar, bir parazit mantarı tarafından yönlerinden saptırılır. Bu mantarın sporları, karıncaya bulaştıktan sonraki birkaç gün boyunca onun vücudunda gelişir. Sonra da karıncanın beynini tümüyle kontrol altına alarak onu kendisine en uygun ortama doğru sürükler. Karınca bir zombi gibi, mantarın büyümesi için nem oranının en elverişli olduğu, yerden 25 cm yükseklikte ağaç gövdesi üzerinde bir yaprağa kancasını geçirerek ölür. 24 saat içinde mantar karınca gövdesinin içinden belirmeye başlar ve sporlarını etrafa püskürtür.

Kamikazi at kılı solucanı

Bu solucanların boyu 30 cm’yi bulabilir. Fakat bu aşamaya gelebilmek için barınacak bir çekirge bulması gerekir. Önce sivrisinek ya da mayıs sineği gibi bir sineğin larvası at kılı solucanının larvasını yer. Bu larva erişkin bir sinek haline geldiğinde çekirgenin yemi olur. Böylece at kılı solucanı larvası çekirgenin içinde büyümeye başlar. Fakat at kılı solucanının büyümesinin son aşaması suda gerçekleşir. Çekirgeler ise suya yaklaşmaz. Fakat solucan çekirgenin merkezi sinir sisteminin işleyişini etkileyerek onu suya atlamaya yöneltir. Çekirge boğulur, ama at kılı solucanı erginliğe ulaşır.

Uğurböceği paraziti

Bir tür yaban arısı, yumurtalarının yenmesini önlemek amacıyla uğurböceğini ev sahibi olarak kullanır. Parlak renkleriyle uğurböceği tehlikeye işaret ettiğinden başka böcekler ona yanaşmaz; yaban arısı hariç. Uğurböceğine iğnesini batırarak bir tek yumurta bırakır. Yumurtadan çıkan larva, böceğin içini yiyerek beslenir ve sonunda karnından dışarı çıkarak bacaklarının arasında kendisine bir koza örer. Hala canlı olan uğurböceği kozayı koruyacak, herhangi bir tehlike yaklaştığında bacaklarını kımıldatarak onu uzaklaştıracaktır. Larvanın salgıladığı bir zehir nedeniyle uğurböceğinin bu şekilde davrandığı düşünülüyor.

Zümrüt hamamböceği arısı

Asya, Afrika ve Pasifik adalarında görülen bu arılar parlak yeşil renkleriyle oldukça cezbedicidir. Fakat önlerine çıkan hamamböcekleri acınacak hale gelir. Bu böceklerin altıda bir büyüklüğünde olan arılar önce iğneleriyle böceği felç eder. Özel salgıları ise böceğin beynini istedikleri şekilde yönlendirmelerini sağlar. Önce böceğin kanını emer, sonra da antenlerini yiyerek onu yuvasına çeker. Orada yumurtasını böceğin karnına bırakır ve üstünü taş parçalarıyla kapatır. Böcek kaçmaya yeltenmez, arı larvasının kendisini canlı canlı yemesine izin verir. Sonunda böceğin kalıntılarından ergin arı dışarı gün ışığına çıkar.

Toksoplazmoz

Bu tek hücreli yaratıklar ev sahiplerini en fazla suistimal eden parazitler olarak bilinir. Ev sahibi olarak seçtikleri fareleri ve sıçanları kedilerden kaçmaz hale getirir, hatta onları kedilere yönlendirir. Çünkü bu parazitin asıl varmak istediği yer kedinin midesidir. İnsanların yüzde 30 ila 60’ında toksoplazmoz görülür. Fakat insan davranışına etkisi farelerdeki kadar bariz değildir. Ancak 2006’da yapılan bir araştırmada bu parazitin bulaştığı insanlarda davranış değişikliğine işaret eden veriler görülmüş, ancak kesin sonuca varılamamıştır.

Kuduz virüsü

Bazı uzmanlar kuduz ya da grip gibi virüslerin de parazit olarak düşünülebileceğini belirtiyor. Çünkü bunlar içine girdikleri vücudu güçten düşürüp ondan faydalanıyorlar. Kuduz en korkunç hastalıklardan biri olarak görülür. Virüs ısırma ya da tırmalama sonucu oluşan yaradan sızan tükürük yoluyla bulaşır. Genellikle köpekleri ve yarasaları, bazen de insanları etkileyen bu virüs bulaştığı canlıları saldırganlaştırıp ısırmalarına neden olarak daha fazla yayılmanın yolunu bulur. Davranış değişikliğine yol açtığı gibi motor kontrolün de yitirilmesine neden olur. Yutma güçlüğünün yol açtığı açlık ve susuzluk hali baş gösterir. Su korkusu ise bir efsaneden ibarettir. Hastalarda su içmek istediklerinde ortaya çıkan istem dışı spazmlar bu inanışa yol açmıştır; fakat bu korku değildir.

Seks işçileri sosyal medyada ‘yaşamlarına erişimi’ satıyor

sosyal medya

Artık seks sosyal medya üzerinden alınıp satılıyor. Fakat “müşteri”lerin ilgi duyduğu şey sadece seks işçilerinin bedeni değil, özel yaşamları da.

Dünyanın en eski mesleğini yapan herkes gibi Cortana Blue da mahremiyetini satıyor. Ama bunu sosyal medya üzerinden yapıyor. Geçen yıl bu işi kurduğundan beri 1000 kişi Snapchat hesabına sürekli abonelik hakkı satın aldı. Bunun karşılığında onu çıplak görebilecekleri gibi gündelik yaşantısından kesitler de izleyebilecekler.

Artık seks sosyal medya üzerinden de alınıp satılıyor. Ama bu yeni seks işçileri, müşterilerinin sadece bedenlerine değil, yaşamlarının diğer alanlarına da ilgi duyduğunu görüyor.

Bazı araştırmacılar, sosyal medyanın insanlar arasında değiştirdiği etkileşime dair ipuçları içerdiğini düşünüyor. İngiltere’deki Leicester Üniversitesi’nden Teela Sanders, “Seks endüstrisinde olup bitenleri mikroskopla incelediğinizde, buradaki durumun dünyadaki ilişkilerimizde olup bitenlere dair de çok şey anlattığını görürsünüz” diyor.

Seks endüstrisi dışında da sosyal medya kimlerle ‘gerçek’ ilişkimiz olup olmadığı ayrımını giderek silikleştiriyor. Kim Kardashian ya da Taylor Swift gibi ünlülerin Instagram’da çok sayıda takipçisi var. Fakat Snapchat gibi teke tek mesajlaşma gerektiren programlar ilişkinin daha yakın ve kişisel olduğu hissi verebiliyor.

seks işçisi
Seks artık sosyal medya üzerinden de alınıp satılıyor.

Ekran üzerinden etkileşim

15 yıldır seks endüstrisi üzerine araştırma yapan Sanders’e göre, internet seks işçiliğinin anlamını değiştirdi. Bir zamanlar para karşılığı tek tip seks satmak söz konusu iken bugün artık fiziksel temastan ekran karşısında etkileşime kadar seks ilişkisinin farklı dereceleri var. Bu durum daha önce bu alanda çalışmayı düşünemeyecek insanların da seks endüstrisinde yer almasını kolaylaştırıyor.

“Klasik eskortluk yapan seks işçileri ek gelir için ayrıca kamera ve telefon seksi de satıyor. Bazıları her türlüsünü yaparken bazıları doğrudan temasta bulunmuyor” diyor Sanders.

İnternet ortaya çıktıktan bir süre sonra kamera ile yayın yapma işi (webcamming) başladı. Bunu yapan kadınlar (camgirls) bir süre sonra kendi çapında üne kavuştu. Bu işi yapan erkekler olsa da sayıları az.

Canlı ‘siberseks’ 1990’larda hızla gelişen bir sektör haline geldi. Önceden kaydı yapılmış porno filmlerine kıyasla bu yeni araç hem gelişmeleri anında izleme olanağı hem de izleyici ile bir miktar iletişim de içeriyordu. Sanders bu durumun seks işçilerini kullanan insan sayısında artışa neden olduğunu, ekranın bu işi psikolojik olarak kolaylaştırdığını söylüyor. “İnsanlar yaptıkları şeyin yanlış olmadığına inandığı gibi, ilişkileri bakımından suçluluk duygusuna da kapılmıyor” diyor.

telefon kullanan kadınSosyal medya takipçilere 24 saat yakın ilişki olanağı sağlıyor.

Snapchat

Son birkaç yıldır seks sektörü müşterilerini sosyal medyaya taşıdı. Bunun için en popüler program ise Snapchat. Burada fotoğraf ve videolar geçici bir süreyle paylaşılabiliyor. Günde 150 milyon kişinin bu programı kullandığı, ABD’de 18-34 yaş grubundaki insanların yüzde 41’inin programı düzenli kullandığı, İngiltere’de kullanıcıların yüzde 51’inin 35 yaş altında olduğu belirtiliyor.

Momoka Koizumi bu 150 milyon günlük kullanıcıdan biri. Amerikalı Koizumi 23 yaşında. Üniversiteye başladığında ‘camgirl’ olmuş. Önce bir kitapçıda işe başlamış ama bu iş çok zamanını alıyormuş ve çok yorucuymuş.

Nişanlısı ona internet üzerinden kamerayla yayın yapan modellik işini önermiş. Kendisi gibi ‘camgirl’ olanların nasıl başarılı olduklarını incelemiş ve hepsinin Snapchat hesabı olduğunu görmüş Koizumi.

Bu modeller Snapchat hesaplarına özel giriş hakkını abonelik şeklinde satıyor. Buraya cinsel içerikli olan ve olmayan mesajlar gönderdiklerinde takipçileri görüyor. Koizumi’nin aylık gelirinin yüzde 10’u artık Snapchat abonelerinden geliyormuş.

snapchatSnapchat programının günlük kullanıcı sayısı 150 milyonu buluyor.

Abonelik

Seks işçilerinin verdiği hizmeti satın alan müşteriler seksin yanı sıra arkadaşlık da istiyor. Snapchat aboneliği onlara bunu sağlıyor, istedikleri anda istedikleri modelle kontak halinde olabiliyorlar. Teknoloji yoluyla ticari bir iletişimin yanı sıra bir yakınlığın da söz konusu olduğunu söylüyor Sanders.

Koizumi takipçileri için günde en az 10 posta gönderiyor. Bunların yarısı çıplak oluyor. Takipçileri bir defaya mahsus ödedikleri 45 dolar ile istedikleri anda onun postalarına erişme hakkını satın alıyor. Canlı yayın yaptığında Koizumi’nin günlük yaşamını da izleyebiliyorlar.

Fakat Koizumi her gün Snapchat hesabından bir şeyler postalamanın zorluklarından söz ediyor. Bunun tam zamanlı bir iş olduğunu belirtiyor.

Blue ise gününün önemli bir kısmını bu işe ayırdığını, fotoğraf ve video paylaşmadığı anlarda da mesajlara cevap verdiğini anlatıyor.

24 yaşındaki Blue Snapchat dışında Kik adlı başka bir mesajlaşma servisi hesabından da yayın yapıyor. Takipçilerinin kendisinin günlük yaşamına girmesini, sadece “para için soyunan bir kadın olmadığını” görmelerini istiyor.

sosyal medyaBazıları insanların sosyal medyada kendilerini olduğu gibi göstermediğine inanıyor.

Aracı şirketler

Seks işçilerinin sosyal medyadaki başarısı sektöre aracıları da çekmeye başladı. Modellerin hesabını işletmek üzere belli bir komisyon alarak çalışan şirketler ortaya çıtı. Temmuz 2016’da İngiltere’de kurulan SeeSnaps adlı şirket şimdilik 40 modelin Snapchat profillerine abonelik hizmeti satıyor ve buradan elde edilen paranın yüzde 20’sini komisyon olarak kesiyor.

Oysa Snapchat’te pornografik içerik paylaşmak da resmi izin almadan hesaplara giriş hakkı satmak da yasak. Fakat çoğu kullanıcı bu yasağa uymuyor.

Fakat işlerini her zaman yasallığın kıyısında yürütmüş seks işçileri, fiziksel temas gerektirmeyen yöntemlerin yasaklanmak yerine teşvik edilmesi gerektiğini, bu yolla güvenli bir şekilde para kazandıklarını söylüyor.

Londra’daki UCL Üniversitesi’nden Daniel Miller, internet kameralarının insanlar arasındaki etkileşim üzerindeki etkilerini araştırıyor. Video aracılığıyla kurulan etkileşimin en az yüz yüze insan kontağı kadar yakın olabileceğini söylüyor. Snapchat’in diğer yöntemlerin sunmadığı türden bir yakınlık sağladığını belirtiyor.

Kilosu 20 bin dolara Çin tırtıl mantarı

mantarlı tırtıl

Ölü bir tırtılın kafasında yetişen lezzetli mantarı yemek için ne kadar para öderdiniz? Bu mantara düşkün Çinliler kadar değil muhtemelen…

Çin’in güney kesiminde dükkânlarda 2-3 cm uzunluğunda kuru tırtıl satıldığını görürsünüz. Müşterinin peşine düştüğü lezzet ise bunların kafalarından çıkan uzantılardır.

Burada yaşayanlar, insan dışında iki bacaklı her şeyi, masa dışında dört bacaklı her şeyi yemeleriyle övünür. Ama tırtıllar ve uzantıları bütün Çinlilerin severek yediği bir şeydir.

Bu tırtıllar Tibet ve Himalayalar’da toplanır ve kafalarındaki uzantılar da Ophiocordyceps sinensis adlı mantardır. Bu mantar tırtılı ele geçirir, öldürür ve kafasından uzayıp yükselir.

mantarlı tırtıl

Doğal tarih bakımından bu parazitlerin yetişmesi ilginçtir. Ancak Çinliler bu mantarı astımdan kansere her derde deva geleneksel ilaç olarak kullanır.

Ayrıca tıpkı havyar ve mink kürk gibi bu mantar da sosyal statü göstergesi olarak görülür. Bu tırtılların kilosu siyah trüf mantarının on katına, en az 20 bin dolara satılıyor.

Tırtıl ile mantarın hikâyesi binlerce kilometre uzakta başlar. Tırtıl mantarının yaşam öyküsüne National Geographic dergisinde yer verilmişti. Michael Finkel bu olaya kendi gözleriyle tanık olmak için birkaç yıl önce Tibet’e gitmişti.

“Dağın eteğinde insanlar ellerinin ve dizlerinin üzerinde mantarlı tırtıl arıyordu. Bir çift, topladıkları 30 tırtılı 90 dolara satmıştı. Oysa kaliteli tırtılların yarım kilosu şehirde 50 bin doları buluyordu,” diye yazmıştı Finkel.

mantarlı tırtıl

Bu tırtıllardan çok yemeniz gerekmiyor. İnsanlar bunları birer ikişer suda demlenmeye bırakıyor ya da hasta çorbalarına katıyor. Bu şekilde kaliteli bir-iki tırtılın fiyatı 10-15 doları buluyor.

Çin’de ithal dondurmanın yarım kilosu bu fiyata satılıyor. Tırtıllar genellikle denizhıyarı gibi diğer nadir ürünlerin yanında satılıyor. Bu ürünlere talebin fazla olması nedeniyle bu canlıların sayısında azalma görüldüğü belirtiliyor.

Aynı sorun tırtıl ve mantar için de geçerli. Bu mantar Çin’de nesli tükenme tehlikesi olan canlılar listesinde yer alıyor artık.

Fakat 2016’da CNN’in yaptığı bir habere göre, Çin’de rüşvetle savaş nedeniyle tırtıllara talepte azalma kaydediliyor. Resmi görevliler bir kutu tırtıl gibi pahalı bir hediyeyle yakalanma tehlikesini göze alamıyor.

Bu tırtılları bulmak da giderek zorlaşıyor. Bazı bölgelerde eskiden günde yüzlerce tırtıl toplanırken bugün ancak birkaç tane bulunabiliyor.

mantarlı tırtıl

Tırtıl mantarının fiyatına, kendisine ve bunu toplayarak geçinen insanlara neler olacağını zaman gösterecek. Lüks gıda maddelerine talebin iniş çıkışlı olduğu biliniyor. Örneğin 1800’lerde Amerikan havyar sektörü hızla büyürken sonrasında yok olmuştu.

Bugün için insanlar tırtıldan yüksek gelir edinmeye devam ediyor.