Okumuş zenginler daha fazla yaşıyor

Zurich Sigorta’nın araştırmasına göre, gelir ve eğitim düzeyi arttıkça, ortalama yaşam süresi uzuyor. Bu durumun emeklilik politikasına etkisinin olabileceği tartışılıyor.

Symbolbild ältere Menschen beim Golfspielen (Fotolia/Kzenon)

Almanya’daki en büyük sigortalardan biri olan Zurich Sigorta’nın bir araştırmasına göre, bir kişinin elde ettiği gelir ve sahip olduğu eğitim arttıkça, ortalama yaşam süresi uzuyor. Buna göre, yüksek gelire sahip erkekler, düşük gelir elde eden hemcinslerine göre 11 yıl daha fazla yaşıyor. Kadınlarda ise bu aralığın 8 yıl olduğu ortaya çıkıyor.

Araştırma, Robert Koch Enstitüsü’nü verilerini de analize tabi tuttu. Elde edilen bulgular,  sahip olunan eğitim düzeyinin ortalama yaşam süresi üzerinde ciddi bir etkisi olduğunu gösteriyor. Zurich gazetesinin yöneticisi Carlos Schmitt durumu, “Yüksek eğitim düzeyi olan kişiler daha az sigara içiyor, daha çok spor yapıyor, ender olarak aşırı kiloya sahip oluyorlar ve düşük gelir seviyesine sahip olan kişilere göre daha sağlıklı yiyorlar” şeklinde açıklıyor.

Yoksulların emeklilik yaşına ulaşmaları zor

Almanya’da yoksulluk tehlikesi altında bulunan erkeklerin ortalama yaşam süresi 70 yıl iken, bu rakam kadınlarda 77 yıl. Öte yandan, zengin erkekler ortalama 81 yıl yaşarlarken, kadınlar 85 yıl yaşıyor.

Almanya’da “yoksulluk tehlikesi altında bulunan” kişiler, ortalama gelirin yüzde 60’ını elde eden kesim olarak kategorize edilirken, istatistiklere göre ‘zengin’ konumunda olanlarsa ortalama gelirin yüzde 150’sini kazananlar.

Araştırmanın bir başka bulgusu ise, “yoksul insanların emekliye ayrılma yaşına ulaşamayacak kadar kısa yaşadığı”. Bu çerçevede geliştirilen analizler, bu durumun emeklilik politikası üzerinde etkileri olabileceğini gösteriyor. Emekliye ayrılma yaşı 71’ten 73’e yükseldiği takdirde, “görece yoksul olan vatandaşların emekliliklerini huzur içinde geçirmeleri mümkün olmayacak”.

About these ads

Kahvaltı etmeyenler daha mı çok kilo alır?

Sağlıklı beslenme açısından kahvaltının önemi her zaman vurgulanır. Özellikle kilonuzu sürekli gözetmeniz gerekiyorsa. Bazı okullarda öğrencilerin güne en iyi şekilde başlaması için kahvaltı servisi yapılır. Fakat Avrupa ve ABD’de, başta genç kızlar olmak üzere, halkın yüzde 10’u ila 30’u kahvaltı etmiyor.

Kilo vermek amacıyla kahvaltı etmemek bu konudaki bütün tavsiyeleri çiğnemek anlamına gelir. Sabah kahvaltı etmeyince bütün gün aç dolaşıp yüksek kalorili çerezlere yöneleceğiniz, böylece kilo alacağınız varsayılır.

Başta mantıklı gelen bu teori, kahvaltı etmeyenlerin edenlere oranla daha mı fazla kalori tükettiğine bakılarak kanıtlanabilir ya da göz ardı edilebilir.

Fakat hangi saatlerde yenen ilk yemeğin kahvaltı sayılacağı ya da ülkeden ülkeye değişen kahvaltı kültürü nedeniyle kıyaslamalı bir ölçüm yapmak da zordur.

Kalori tüketimi aynı

Tüketilen kalori miktarını esas alarak kahvaltının kişinin kilosu üzerindeki etkileri incelenebilir. Bu konuda 2004 öncesi yapılan araştırmalara bakıldığında, kahvaltı etmeyenlerin gün içinde daha fazla kalori tüketmediği görülmüştür. Kilo üzerindeki doğrudan etkisini görmek ise daha zor. Bazı araştırmalarda, kahvaltı etmeyen çocukların ortalama vücut kütle indeksinin daha fazla olduğu görülürken, bazılarında herhangi bir fark tespit edilmemiştir. Fakat kahvaltı etmemekle fazla kilo arasında bağlantıya işaret eden veriler daha güçlü görünüyor.

 

Peki soruyu tersine çevirsek ne olur? Yedi araştırmada, fazla kilolu çocukların kahvaltı etmemesinin daha muhtemel olduğu görüldü. Fakat burada kahvaltı etmemenin mi yoksa aşırı kilonun mu önce ortaya çıktığını tespit etmek mümkün değildi.

2003’te yapılan bir araştırmada ise verilerin toplandığı an itibariyle kahvaltı etmeyen çocukların daha kilolu olduğu görülse de üç yıl içinde bu çocukların kilo kaybettiği kaydedilmişti.

Buradan yola çıkarak genel olarak kahvaltı etmeyen çocukların fazla kilo sahibi olması ihtimalinin daha yüksek olduğu söylenebilir. Fakat buna yol açan etkenin kahvaltı etmemek mi yoksa genel olarak diyetleri mi olduğunu söylemek mümkün değildir. Etken kahvaltı ise buna neyin yol açtığı bilinmiyor, çünkü genel olarak daha fazla kalori tüketmiyorlar.

Midenizin sesini dinleyin

Eğer alınan kalori miktarı değişmiyorsa, yemeklerin saati mi etken? İki büyük yemek yerine üç küçük yemek daha mı iyi? 1992’de obez kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada iki gruba aynı miktarda kalori içeren diyet planı verildi. Birinci grup bu kaloriyi günde üç yemek yiyerek tüketirken, ikinci grup kahvaltıyı atlayıp öğle ve akşam yemeklerinde tüketti.

Sonuç oldukça ilginçti. Deney öncesindeki yeme alışkanlıklarının tersini yapan gruba konmuş olanlar çok daha fazla kilo kaybetmişti. Yani kahvaltı etmemeye alışkın olanlar bu deneyde kahvaltı eden gruba dahil olmuşsa, ya da kahvaltı edenler deneyde etmeyen grupta yer almışsa daha fazla kilo kaybetmişti.

Fakat kahvaltının başka faydaları da olduğunu akılda tutmak gerekir. Bazı ülkelerde yapılan araştırmalarda kahvaltı yapan çocukların daha iyi not aldığı görüldü.

Peki, kilo vermek isteyen biri kahvaltı yapmalı mı yapmamalı mıdır? Kahvaltı yapanların daha dengeli beslendiği görülür genel olarak; ama sadece kilo yanı sizi ilgilendiriyorsa kişisel tercih işidir. Bazıları sabah erken saatte yemek yemeyi düşünemez bile. Bu genel olarak sabah insanı mı yoksa akşam insanı mı olduğunuzla da ilgilidir. Kısacası, bu konuda daha kesin veriler ortaya çıkıncaya kadar, mideniz ne istiyorsa onu yapın, onunla savaşmayın diyebiliriz.

İşlenmiş gıdalar depresyona mı yol açıyor?

Şekerli ve yağlı gıdaların beden sağlığına olduğu kadar ruh sağlığına da zarar verdiğine dair veriler var. Bu durum, uzmanları depresyon tedavisinde yeni yöntemler denemeye itiyor.

Beslenmeyle depresyon arasındaki bağlantı henüz kanıtlanmış olmasa da bu alanda bazı devlet programları başlatılmış durumda. Örneğin ABD Savunma Bakanlığı, eski askerler arasında intihar oranlarını azaltmak üzere besin bakımından zengin gıda paketleri gönderiyor bu insanların evine. Avrupa Birliği ise farklı besinlerin ruh sağlığı üzerindeki etkisini keşfetmek üzere MoodFood adlı 9 milyon euroluk bir proje başlattı.

Avustralya’da Deakin Üniversitesi’nden Felice Jacka ve ekibi de depresyon hastaları üzerinde başlattıkları çalışmada, bu hastaların mevcut tedavilerine ek olarak ruh sağlığına iyi geldiği bilinen besinler veriliyor.

İltihap ve depresyon

Aynı üniversiteden Michael Maes, depresyonun biyolojik nedenleri konusundaki çalışmalarıyla biliniyor. Maes, beden ve ruh sağlığı arasındaki bağlantıyı 20 yıl önce ortaya koymuş, depresyon hastalarının bağışıklık sistemlerinin aşırı çalıştıklarını ve kanlarının sitokin adı verilen proteinlerle dolu olduğunu göstermişti. Bu proteinler hastalık veya yaralanma sonucu oluşan iltihaplara yol açar.

Araştırmalar sadece depresyonun iltihaba değil, farklı nedenlerle oluşan iltihabın da depresyona yol açabileceğini gösterdi. Maes, artrit ve kanser gibi hastalıkların vücuda sitokin proteini pompaladığını ve bu hastalıklar teşhis edilmeden önce bile, sitokinin yol açtığı depresyon belirtilerinin kişide ortaya çıkabileceğini belirtiyor.

California Üniversitesi’nden Naomi Eisenberger, uzun sürmesi halinde iltihabın keyifsizliğin yanı sıra beyinde oksidatif strese de yol açacağını söylüyor. Zehirli serbest radikallerin yol açtığı oksidatif stres, sinir hücrelerini öldürüp beyindeki uzun menzilli bağlantıları yıpratıp beynin kimyasal sinyallerini kesintiye uğratarak uzun vadede depresyona neden olabilir.

Çinko ve selenyum önemli

 

Bütün bunlardan yola çıkarak depresyonun ruh sağlığı kadar beden sağlığıyla da ilgili olduğunu düşünmek gerekebilir. Yani stres, sigara ve alkolün yanı sıra beslenme alışkanlıklarını da iltihaplı hastalıklara davetiye çıkaran etkenler olarak görebiliriz. Vücuttaki yağ ve şeker oranının iltihabı ve oksidatif stresi artırdığı, buna karşılık omega 3 içeren balık yağının, çinko ve selenyum gibi minerallerin ise zehirli kimyasalları temizlediği ve beyne ve iyileşme sürecine yardımcı olduğu biliniyor.

Fakat uzmanlar bu bağlantıları kesin kanıtlamak için kapsamlı çalışmalar yapılmamış olmasından şikayetçi. Bazı araştırmalar depresyon hastalarında çoğunlukla çinko eksikliği görüldüğünü ve ekstra çinko içeren gıdalar ya da hap yoluyla dışarıdan alınması halinde depresyon belirtilerinin azaldığını göstermiştir. Fakat bu türden çalışmaların az sayıda kişi üzerinde yapılmış olması araştırmanın sonucunun şans eseri mi yoksa kesin veri şeklinde mi ortaya çıktığı sorusunu gündeme getirmektedir.

Akdeniz diyeti

Ancak 2010’da yapılan bir araştırmanın sonuçları doktorların dikkatini daha fazla çekti. Zeytinyağı, deniz ürünleri ve fındık, ceviz gibi yemişleri içeren Akdeniz diyeti ile bol hazır gıdanın tüketildiği Batı diyetinin vücudu nasıl etkilediği kıyaslandı. 10 bin kişiyi kapsayan bu çalışmada sadece kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıklar değil ruh sağlığı da incelendi. Akdeniz diyeti uygulayanlarda depresyon riskinin yarı yarıya azalmış olduğu görüldü.

İngiltere, Avustralya ve ABD’de yapılan benzer araştırmalar da bu verileri doğruladı. Hazır gıda ürünleri ile vücutta artan sitokin proteini ve depresyon arasındaki bağlantı tekrar ortaya kondu. Zeytinyağı, sebze ve şarap içeren diyetin iltihabı azalttığı ve şekerli içecek, işlenmiş tahıl ürünleri ve kırmızı et içeren diyete oranla depresyon riskini yüzde 40 oranında düşürdüğü görüldü.

Fakat uzmanlar bu sonuçların kesin görülmesine, genelleştirilmesine ve kötü beslenmenin ille de depresyona yol açacağı gibi bir sonuç çıkarılmasına karşı çıkıyor. Depresyonda genetik, yaşam tarzı ve kişisel durum gibi başka faktörlerin de rolü olduğu, bu bağlantıların kurulması için daha fazla araştırma gerektiği belirtiliyor.

1,74 milyar dolarlık SkyScanner’ın bir Excel dosyasıyla başlayan hikayesi

SkyScanner.com‘un Çinli Ctrip.com tarafından satın alınması günün önemli gelişmesi olarak kayıtlara geçti. 2003 yılında kurulan Skyscanner’ın büyüme süreci elbette anlatılmaya değer olsa ancak kurucuların ilk çıkış noktası gerçekten ilham veren cinsten.

Skyscanner ilk anda akla gelen Silikon Vadisi, Kuzey Avrupa veya İsrail’de kurulan bir girişim değil. Nüfusu halen yarım milyonun altında olan ve girişimcilik dünyasında adından çok fazla bahsedilmeyen Edinburgh’da (İskoçya) kurulan bir girişim. Gareth Williams, Barry Smith, Bonamy Grimes tarafından kurulan girişimin başlangıç hikayesi elbette bir çok hikayede olduğu gibi bir ihtiyaç üzerine çıkıyor ama kurucuların ilk adımı programlamayla değil de Excel ile atmış olmaları bu hikayeyi farklılaştırıyor.

Biraz açacak olursam, en ucuz uçak biletini bulmak konusunda istediğini bulamayan kurucular, ilk olarak Excel üzerinde çalışmaya başlamış. Dinamik veri çalışmasıyla kendileri ve arkadaşları için en ucuz uçak biletini bulmaya başlayan 3 kurucu, bugün 1,74 milyar dolar değerlemeyle satılan Skyscanner’ın temelini işte bu Excel çalışmasıyla atmış.

İlk yurtdışı pazarı Çin oldu

Excel’deki ilk adımdan sonra bu işe yatırım yapmaya başlayan SkyScanner, ilk yatırımını Scottish Capital Partners’dan alırken, ABD açılımı sonrasında Silikon Vadisi’nin en önemli yatırımcılarından Sequoia Capital’i de arkasına almış. SkyScanner’ın neden Ctrip.com tarafından satın alındığını anlamak için SkyScanner’ın ABD’den önce Çin pazarına açıldığını söylemekte fayda var. Bununla da yetinmeyen SkyScanner, Çin’de turizm sektörüne odaklanan teknoloji girişimi Youbibi adlı girişimi satın almaktan da çekinmemiş ve elini güçlendirmiş.

Halka arz olabileceği de konuşulan SkyScanner bugün aylık 60 milyon kullanıcıya tam 30 farklı dilde hizmet veriyor. Dünyanın farklı ülkelerinde 10 farklı ofisi var ve 700’den fazla kişiye iş veriyor. Başlangıç noktası ucuz uçak bileti filtreleme olsa da artık araç kiralama ve otel rezervasyonuna da aracılık ediyor.

Bu hikayeyi Skyscanner’ın Türkiye Pazarlama Müdürü Murat Özkök’ten dinlediğimde şaşırmış ve farklı bir çıkış noktası daha öğrenmekten memnun olmuştum. 2011’den bu yana ülkemizde varlığını sürdüren SkyScanner’ın satın alma sonrasında Türkiye’deki operasyonlarına hız verip vermeyeceğini ise izlemeye devam ediyoruz. SkyScanner’ın şu an için Türkiye’de bir ofisi bulunmuyor.

Blog Yazıları İçin Emoji Tepkiler

emoji tepkiler

Blog yazılarınız için bir reyting eklentisi arıyorsanız emoji tepkiler iyi bir seçim olabilir. Buzzfeed yada Onedio’dakine benzer emojileri WordPress sitelerimizde de kullanabiliriz. Hem farklı hemde sosyal çağa daha uygun olacağını düşünüyorum. Sosyal ağ devi Facebook’ta yakın zamanda emoji ile tepki verme özelliğini aktifleştireceğini duyurmuştu. Sizde blogunuza uygulamak isterseinz aşağıdaki eklentileri kullanabilirsiniz.

MyEffecto

Eklentiyi kurup aktifleştirince blog yazılarınızın altına aşağıdaki gibi ifadeler geliyor. Yalnızca bu ifadeler yok. Eklenti ayarlarında seçip özelleştirebileceğiniz (renk, boyut) onlarca emoji var. Ayrıca isteğinize bağlı olarak emoji seçildikten sonra paylaşım butonları ve tepki verilen diğer benzer içerikler altta çıkıyor.

FL3R FeelBox

Bu eklentide blog yazılarınızın sona 3 farklı sitilde emoji kutusu yerleştiriyor. Aynı zamanda tepkinizi verdikten sonra paylaş butonları ççıkıyor. Fakat önceki eklenti kadar özelleştirilebilir değil.

Voting – Feelbacks plugin by Vicomi

 Bu eklentimizde diğerleriyle aynı işlevi yerine getiriyor. Tepkinizi verdikten sonra altta benzer yazılar açılıyor.

Facebook Hesap Silme

Facebook herkesin kullanımına ücretsiz olarak sunulan, dünyanın en büyük sosyal paylaşım sitesidir. Facebook, Amerikalı girişimci Mark Zuckerberg tarafından kurulmuştur. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çok hızlı bir şekilde büyüyen Facebook’un milyonlarca aktif kullanıcısı var. Bu kadar çok kullanıcıya sahip bu dev mecrada sorun yaşayan birçok kullanıcı var. Facebook hesabınızı herhangi bir nedenden dolayı bir daha kullanmayı düşünmüyorsanız, hesabınızı kalıcı olarak silebilirsiniz. Bu başlıkta çeşitli sorunlardan ve diğer nedenlerden dolayı Facebook hesaplarını silmek isteyen kullanıcılara yardımcı olacağız.

Facebook Hesabı Nasıl Silinir?

Hesabınızı silebilmeniz için öncelikle herhangi bir masaüstü ve dizüstü bilgisayardan Facebook hesabınıza giriş yapın. Hesabınıza giriş yaptıktan sonra aşağıdaki hesap silme bağlantısına tıklayın. Hesap silme bağlantısına tıkladıktan sonra ‘Hesabımı Sil’ başlıklı bir sayfa açılacak. Açılan sayfadaki uyarıyı okuyun ve ‘Hesabımı Sil’ düğmesine tıklayın. Ardından yeni açılan pencereden işlemi tamamlayın. Hesap silme işlemi bu kadar! İşlemi tamamladığınızda hesabınızı silmiş olursunuz.

Facebook Hesap Silme Linki:

https://www.facebook.com/help/delete_account

Mobil Cihazlardan Facebook Hesap Silme

Herhangi bir masaüstü veya dizüstü bilgisayarınız yoksa mobil cihazlarınız üzerinden hesabınızı silmeyi deneyebilirsiniz. Bunun için ilk olarak mobil cihazınızda bulunan İnternet tarayıcınızı başlatın. İnternet tarayıcınız yoksa mobil cihazlar için Chrome tarayıcıyı kullanmanızı tavsiye ediyoruz. İnternet tarayıcınızı başlattıktan sonra telefonunuzun seçenekler tuşunu tıklayın. Açılan menüden “Masaüstü Sitesi İste” seçeneğini işaretleyin. Ardından Facebook.com adresine kullanıcı adınız ve şifrenizle giriş yapın. Hesabınıza giriş yaptıktan sonra yukarıdaki Facebook hesap silme linkine tıklayın. Açılan sayfadan karşınıza gelen adımları onaylayın ve silme işlemini başlatın. Böylelikle iPhone, Samsung, Sony, LG, ve Asus gibi mobil cihazlardan Facebook hesabınızı kolayca silebilirsiniz.

Dikkat Etmeniz Gerekenler

  1. Facebook hesabınızı sildiğinizde profilinizi arkadaşlarınız görüntüleyemez.
  2. Silme talimatını verdikten sonra hesabınız 14 gün boyunca dondurulur.
  3. 14 günlük süre zarfında silme işlemini iptal edebilirsiniz.
  4. 14. günün sonunda hesabınız kalıcı olarak silinir.
  5. Kalıcı olarak silinen hesaplar bir daha geri getirilemez.

Hesap silme işlemini başlatmadan önce dikkat etmeniz gereken hususlar başlığını dikkatlice okumanızı tavsiye ediyoruz. Ayrıca hesabınızı silmeden önce ‘Ayarlar’ sayfasından hesabınızın yedeğini alabilirsiniz.

Video Anlatım: Facebook Hesap Silme

Ekran Görüntüsü

Facebook hesap silme sayfasına ait ekran görüntüsü.

‘Siyah elmas’ın mutluluk molekülü ne işe yarıyor?

Domuzlar ya da özel eğitimli köpekler yeri kazıp trüf mantarını bulduğunda aşırı heyecana kapılır.

Burunları özel eğitilen bu hayvanlar yeri koklayarak gurme mutfağın vazgeçilmezlerinden olan bu mantarı bulduğunda neden bu kadar sevinir?

İtalyan bilim insanları bu sorunun yanıtını buldu. Siyah trüfün “mutluluk molekülü” denen bir madde içerdiği ve esrar etkisine benzer özellikleri olduğunu tespit etti.

Trüf mantarının bu özelliğini kullanarak daha fazla hayvanın kendisini yemesini sağladığı, böylece sporlarını daha geniş alanlara yayarak üreme olanaklarını genişlettiği düşünülüyor.

Siyah trüf rengini koyu melanin pigmentinden alır. İnsanlarda melanin üretimini tetikleyen anandamid adlı nörotransmiterlerdir. Duygu hali, iştah, hafıza, acı, depresyon üzerindeki etkilerinden dolayı bazıları bunu “mutluluk molekülü” olarak adlandırır.

Araştırmacılar trüf mantarındaki melaninin insanlardaki gibi üretilip üretilmediğini inceledi.

Mantarın anandamid kimyasalını kendisi için üretmediği, hayvanları çekmek, onların kendisini yemelerini sağlayarak sporlarını geniş alanlara yayma olanağı bulmak için ürettiği sonucuna varıldı.

Trüf sporları, kendisini yiyen hayvanın dışkısıyla taşınarak yayılabiliyor. Domuz, mirkat, ayı, babun maymunları ve potoro adlı keselilerin trüf yediği biliniyor.

Anandamid beyin-beden arası iletişimi sağlayan, ruh hali ve beden fonksiyonları üzerinde önemli rol oynayan bir kimyasal.

Esrara benzer etkileri olsa da onun yarattığı ani mutluluk çıkışı trüfte görülmez; çünkü sindirim yoluyla çabucak parçalanır.

Perigord trüfü olarak da bilinen siyah trüf, İtalya’da bulunan beyaz trüften sonra en pahalı türdür.